Cevaplar.Org

M.SALİH EKİNCİ HOCAEFENDİ İLE HALEF VE SELEF ULEMAMIZ ÜZERİNE–2

Muhammed Abduh, Reşit Rıza Bunlar büyük âlimler, büyük muhakkikler, İslam'a büyük hizmet veren insanlardandır. Bazı hataları olmuştur. Avrupa'ya karşı hayranlık ve onun bilimine boyun eğme gibi. Bundan dolayı birçok önemli meselelerde yanılm


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2008-03-30 05:25:06

Muhammed Abduh, Reşit Rıza

Bunlar büyük âlimler, büyük muhakkikler, İslam'a büyük hizmet veren insanlardandır. Bazı hataları olmuştur. Avrupa'ya karşı hayranlık ve onun bilimine boyun eğme gibi. Bundan dolayı birçok önemli meselelerde yanılmışlardır. Ama yanıldıkları bu meselelerdeki hataları kısa bir zaman sonra âlimler beyan etmişler, cevaplarını vermişlerdir.

Fakat İslami uyanışta bu insanların büyük rolleri vardır. Hatalarının önü kapatılmıştır. Gayretlerinin eseri ise şimdi hâlâ devam ediyor. Şimdi hâlâ devam ediyor, kıyamete kadar devam edecektir.

Bu insanlar başka bir şeyle itham ediliyorlar; Masonluk. Bu zatların, evet masonların cemiyetine kaydoldukları sabittir. Ama o zamanlar masonluğun neden ibaret olduğu, gayesinin neden ibaret olduğu bilinmiyor. Kendileri de bilmiyordu.

Masonların o zamanki sloganları şöyleydi; "masonların gayesi insanlığa hizmettir." İnsanlar da o zaman bunları böyle algılamışlar. O vakit masonluğun hakikati belli değildi. Kimse bilmezdi, gizli idi, hafi idi. Onlar da "madem bu cemiyetin gayesi insanlığa hizmettir. O zaman müslümanlar ve İslam âlimleri bu işte önder olmaları gerekir" düşüncesi ile bu işe girmişlerdi.

Ama masonluğun neden ibaret olduğunu gördüklerinde, hemen ayrılmışlardır. Evet, bu cemiyete katılmışlar, ama mason değillerdir.

-Reşid Rıza'nın Menar Tefsiri nasıl?

-Güzel tefsirlerden biridir.

-Kendisi telfik-i mezahibi savunmamış mıdır?

-Telfiki bir çok alimler savunmuşlardır. Mesela Hanefi âlimi, müçtehidi Kemal İbnü Hümam savunmuştur. Birçok Şafii âlimler savunmuşlardır. Yani telfiki savunmakla insan bidate girmez ki..

-Yanlışa mı girer?

-Hayır.. Direkman yanlıştır da denemez. İhtilafi bir meseledir. Âlimlerin çoğu o görüşte değildir. Ama bazı âlimler de o görüşü savunmuşlardır. Bununla kişi Ehl-i Sünnete muhalif olmaz. Bu, Ehl-i Sünnet mezhebi içinde hilafi bir meseledir.

Muhammed Gazali

O da çok gayretli, mücadeleci ve İslam'ın büyük yazarlarından ve bu asrın büyük mücahitlerinden, davetçilerden birisiydi.

Muhammed İlyas Kandehlevi

Büyük âlim, büyük mücahid, Cemaat-i Tebliğ'in kurucusu büyük bir zattır. Mezhebi hanefidir.

-Onun oğlu olan Yusuf Kandehlevi'nin "Hayat'üs-Sahabe"sini nasıl görüyorsunuz?

-O mevzuda yazılan en önemli kitaplardan birisidir. Çok mübarek, çok faydalı bir kitaptır. Onun yazdığı çok ilmi bazı kitaplar da vardır. Hayat'üs Sahabe'de zaif rivayetler de, sahih rivayetler de vardır. Zaten yazar da sadece sahih rivayetleri getireceğim diye iltizam etmemiştir. Kitabına aldığı meseleler, itikad ve amelle ilgili meseleler değil, tarihidir ve sahabelerin yaptıkları kahramanlıklar, cömertlikler, fedakârlıklar ile ilgilidir. Böyle meselelerde zayıf rivayetler de getirilir, zararı yoktur. Müellif büyük bir mücahid idi. büyük bir âlim idi. Büyük bir davetçi idi. Kitap da hakikaten güzel hazırlanmıştır.

Mustafa Asım Köksal

Asım hoca, tabii büyük gayret gösteren bir insandır. Büyük bir kitap(İslam Tarihi) yazmıştır, derlemiştir. Ama Asım hocada derleme vardır, değerlendirme yoktur. Bundan dolayı, birçok mevzu ve zaif rivayetler kitabına girmiştir. Bundan dolayı kitabına yüzde yüz güvenilmez. Çoğu doğrudur, ama doğru olmayan meseleler de kitaba girmiştir.

Mustafa Sabri Efendi

Asrın en büyük mütekellimidir diye söylenirse, mübalağa değildir. Çok büyük muhakkik bir zattır. Kelam ilminde müçtehid olduğunu kendisi de iddia ediyor. Ehildir de. Kelam ilminde bu seviyeye ulaşmıştır.

Bir de, Mısır'da modernistlere karşı en büyük mücadeleyi veren bir zattır.

Onların hatalarını en güzel bir şekilde beyan eden bir âlimdir.

-Fikirlerinde Cebriye'ye kaymış mıdır? Onun şöyle bir sözü naklediliyor; " Bir mübtedînin Kaderî, Mutezilî olmaması ve bir müntehînin de cebrî olmaması mümkün değildir."

- Hayır hayır.. Kader meselesinde Eş'aridir. Maturidi değildir. "Mevkıf'ul Beşer Tahte Sultan'il Kader" kitabı çok güzel, çok ilmi bir şekilde yazılmıştır. Ve Mustafa Sabri Efendi, bu kitapta, kader konusunda İmam Eşari'nin görüşünü savunmuştur.

Diğer görüşleri de ilmi bir şekilde red etmiştir. Mutezile olsun, Maturidi olsun, başka âlimlerin görüşleri olsun ilmi bir şekilde red etmiştir.

Mustafa Sıbai

O da asrın büyük mücahitlerindendi. Onun, müsteşriklere(Oryantalistler) karşı yazdığı ve sünnetin İslam'daki yerini anlatan "Es Sünnetü Mekanetuha fi't- teşrihil İslami" konusunda ilk ve en önemli kitaplardandır. Hatta ona "Kâsıru Sanem'il İstişrak"(Müsteşriklerin sanemlerini, putlarını kıran insan) unvanını vermişler. Ondan önce müsteşriklerin fikirlerini çürüten, putlarını kıran bir başkası fazla görülmüyor.

Çok büyük manevi hayatı vardı. Onun en son, vefat etmeden evvel hastanede yazdığı "Hakeza Allemetni el-Hayat" kitabında bu husus çok bariz görülüyor. Orada, çok önemli şeyler, hatıralar yazmıştır. Ancak büyük sofilerin yazabileceği şeyler yazmıştır. Büyük hizmet veren insanlardan birisidir.

-İslam sosyalizmini savunmuş mudur?

-O zamanda bazı İslam alimleri sosyalizmden etkilenmişler.

-Seyyid Kutub da etkilenmiş midir?

-Yani, bir miktar etkilenmiştir. Sıbai de ondan etkilenerek kitabının ismini İştirakiyetül İslam(İslam Sosyalizmi) koymuştur. Hocaları o zaman çok kızmışlar. Onu hocası, büyük âlim Şeyh Muhammed Hamid el Hamevi, ona haber göndermiştir ki; "gelirsem, sizi bastonlarım. Nasıl kitabın ismini böyle koymuşsunuz."(gülüşmeler)

Tabii, ismi yanlıştır.

- İçindekiler?

-Ben kitabı okumadım.

Muhammed Taki Osmanî

Ben şahsen birkaç defa görüştüm. Ama eserlerinden büyük bir âlim olduğunu, büyük gayet sahibi olduğunu görüyoruz. Babası Muhammed Şefi Deobendi de büyük bir zat idi. Eşref Ali Tehanevi'nin talebesi idi. O ekolden geliyor. O ekol de sağlam, sırat-ı müstakim üzerinde bir ekoldür. İlmi bir ekol, sağlam tasavvufu esas alan bir ekoldür.

Said Havva(1935–1989)

Büyük İslam âlimlerinden birisidir. Büyük gayret gösteren insanlardandır. Büyük sofilerdendi. Asrın mücahitlerindendi. Allah yolunda büyük fedakârlıklar yapan insanlardandır.

Ama tabii insandır, hatadan hâli olmamıştır. Bazı eserleri yersiz bir heyecanı gençlere vermiştir. O heyecan da İslam'a ve Müslümanlara hayır getirmedi.

Heyecan İslam'da ne zaman geçerli olur? Cihad zamanında. Cihadın zamanı vardır, şartları vardır. Zamanı gelmeden, şartları gerçekleşmeden cihad heyecanı verilirse, çok büyük zararlar getirir. Onun kitaplarından bazıları gençlere böyle zamansız bir heyecanı vermiştir.

-Ruh Terbiyesi adlı eseri nasıl sizce?

-Güzel bir kitaptır.

-El Esas fit Tefsir için ne diyorsunuz?

-Güzel bir tefsirdir. Ama yeni bir şey getirmemiştir. Derlemedir. Mevzularını genelde üç tefsirden almıştır; Seyyid Kutub, Nesefi ve İbn-i Kesir'den..Zaten o tefsiri hapishanede yazmıştır. Belki de o kadar imkânı vardı. Ama yine de güzel bir kitaptır.

Said Ramazan el-Buti

Asrın büyük âlimlerinden birisidir. Güzel kitaplar yazmıştır. Gayretli bir insandır. Tasavvufa meyyaldir.

-Fıkhu's-Siyre'si için ne dersiniz?

Tavsiye ediyoruz, güzel bir kitaptır.

Seyyid Kutub

Büyük bir mücahid ve büyük bir davetçidir. Hayatını Allah yolunda feda eden bir insandır. Bundan daha üstün ne olabilir?

Ama Seyyid Kutub, hakeza Mevdudi, bunlar İslami ilimleri çekirdekten okumamışlar, İslami ilimlerde âlim sıfatını kazanamamışlar. Bundan dolayı, ilmi meselelere girdikleri zaman çok hataları olmuştur. Onlar da inşallah içtihadi bir hatadır. Cenab-ı Hak af etmiştir inşallah.

-Fizilal'il-Kur'an için ne dersiniz?

- Fizilal'il-Kur'an, tefsirde müstakil bir medresedir. Kendi başına ilmi bir metottur. Onun benzeri yoktur. Ne ondan önce yazılmıştır. Ne de ondan sonra bu metodda bir tefsir görülmüştür. Sünuhat ve füyuzattır. Feyezandır, kalbin feyezanıdır.

Nasıl Bediüzzaman'ın eserleri feyezandır. Akide konusunda, birçok meseleler hususunda feyezandır. Seyyid Kutub'un tefsiri de aynen öyledir.

Ama konuları ayrıdır. O içtimai hayata bakmıştır. Kur'an'ın içtimai hayata nasıl hâkim olacağını düşünmüş, o açıdan tefsir yazmıştır.

Said-i Nursi ise akide açısından, kendini o tarafa vermiştir. Cenab-ı Hak onu o yöne tevcih etmiştir. Mısır'da Seyyid Kutub döneminde akideye yönelmeye fazla bir ihtiyaç olmamıştır. Kur'an içtimai hayata nasıl hâkim olacak, Kur'an'ın gölgesinde nasıl yaşanacak onu göstermiştir.

-Peki Türkiye'de onları tenkit edenlerin seviyesi nedir?

- Türkiye'de onları tenkit edenlerin onlar kadar ilimleri yoktur. Onlar kadar cihadları da yoktur. Hizmetleri de yoktur. Onlar kadar fedakârlıkları da yoktur.

-Seyyid Kutub, İçtimai Adalet kitabında Hz Osman'ı tenkit etmiyor mu?

-Etmiştir. O kitapta bazı hataları vardır. Cenab-ı Hak afv u mağfiret eylesin. Kitabın kendisi güzeldir. O hatalar olmasaydı, daha güzel olurdu. Eğer insan o hatalardan etkilenmeyecekse zararı yoktur. Kitap, çok faydalı bir eserdir.

- Kur'an'da Edebi Tasvir de çok güzel değil mi?

-Öyle diyorlar, ben okumadım. Seyyid Kutup'la alakalı şu hatırayı nakletmeden geçmeyeyim. Mevdudi'nin hayatında okumuştum. Diyor ki; " Seyyid Kutub şehid edildiği gece uyuyamamıştım. Sanki nefesim kesiliyor, boğuluyordum. Sonra ertesi gün onun şehadetini haber aldım."

Tabii, münasebet vardır. İkisi de büyük mücahid, büyük davacı olunca, aralarında ruhi münasebet olunca, bir musibet birinin başına gelince öbürüne de tesir ediyor.

Şah Veliyullah Dehlevi

Şah Veliyullah Dehlevi, İslam tarihinde en büyük mücedditlerden birisidir. Bildiğim ve araştırdığım kadarıyla onun kadar geniş ve derin tecdit yapan birine rastlayamamışımdır.(*)

Bunun sebebi nedir? Çünkü Cenab-ı Hakk her bir zaman için, o zamanın ihtiyacına göre âlimler yetiştiriyor. Zamanının böyle bir insana ihtiyacı vardı. Çünkü o devir çok bulanıktı. Mesela tasavvuf bulanmıştı. Medreselerin menhecleri, yani usul ve yöntemleri doğru düzgün değildi. Bidat ve hurafeler bütün Hind diyarına yayılmıştı. Şiaların bazı adet ve düşünceleri yayılma istidadı göstermişti.

Böyle bir zaman diliminde Cenab-ı Hak onu özel olarak yetiştirdi. Her konuda en güzel ve derin bir biçimde tecdid yaptırdı.

Mesela, medrese programında yenilikler getirdi. Kitap ve sünneti medreseye soktu. Ondan önce çok zayıf bir şekilde bulunuyordu. Tasavvufu tecdid etti. Bidatlerden, hurafelerden arındırdı. Şia düşüncesine karşı sed oldu.

İslam tarihinde Şia akidesine karşı yazılan eserler çoktur. Ama bunların başında şu iki kitap gelir;

Biri; İbn-i Teymiye'nin yazdığı Minhac'us-Sünne..

Diğeri Şah Veliyullah'ın kaleme aldığı İzalet'ül-Hafa adlı eser. Bu kitap Farsçadır. Muhammed Ekrem en Nedvi Arapçaya tercüme etmiştir. Ama henüz basılmamıştır.

İmam Dehlevi'nin kitapları arasında Huccetullahi'l-Baliga birinci derecede geliyor. İkincisi de İzalet'ül-Hafa adlı bu kıymetli eserdir. Ondan sonra da oğulları ve talebeleri Şia düşüncesine karşı mücadeleye devam etmişlerdir.

Oğlu Şeyh Abdülaziz, Tuhfet'ül İsna Aşeriye'yi yazmıştır. Talebesi Muhammed Senaullah Paniputi Şimşir-i Birehne(Keskin Kılıç) adıyla önemli bir kitap yazmıştır. Elhasıl, ondan sonra da bir mücadele devam etmiştir.

Hâsılı, büyük bir hizmet vermiştir. Tarihte en büyük hizmet verenlerden birisidir.

İbn-i Teymiye ve İbn-i Kayyım el- Cevziyye

-Efendim, yeri gelmişken İbn-i Teymiye ve İbn-i Kayyım hakkındaki kanaatlerinizi de alsak..

- İbn-i Teymiye ve İbn-i Kayyım'ın kitapları büyük alimler için kaçınılmaz eserlerdir. Avam için ise okunması zararlıdır. Âlimlerin okuması gerekir, zira başka yerde bulunmayan malumatlar onların kitaplarında bulunur. Çok nefis ve değerli bazı kitaplar yazmışlar, bazı kitaplarda da karıştırmışlardır. Bahusus, mesela akaid konusunda Eş'ari ve Maturidilere haksız bir şekilde, haddinden fazla hücum etmişlerdir.

-Tasavvufa hücum etmişler mi?

-İkisi de sofiydiler. Tasavvufa karşı mücadeleleri yoktur, bilakis müdafaaları vardır. Bazı sofilere karşı mücadele vermişlerdir.

-Yani onlar için "rahimehullah" diyebilir miyiz gönül rahatlığı ile?

-Neden demeyelim ki? Bizim âlimlerimiz, bizim değerlerimizdir. Mesela Minhac'us-Sünne ile İbn-i Teymiye büyük hizmet etmiştir. Ama bazı akaidin ince meselelerinde yanılmışlardır.

Akaid meseleleri üç kısımdır;

a-Muhalefeti küfrü gerektiren meseleler

b-Muhalefeti bid'ayı gerektiren meseleler

c-Ehl-i Sünnet içindeki hilafi meseleler.

İbn-i Teymiye ve talebesi İbn-i Kayyım'ın hatalarının çoğu bu üçüncü kısma giriyor. Bir kısmı ise ikinci gruba giriyor. Hatta Takiyüddin-i Sübki onun muasırı ve en büyük muhalifi, muarızı idi. Minhac'us-Sünne hakkında çok şiirler yazmıştır, övmüştür. Ama "keşke bazı meseleleri karıştırmasaydı" demiştir.

-İbn'ül Kayyım'ın en mühim kitabı hangisi?

-Zad'ül Mead..En önemlisi odur. Sonradan İ'lam'ül-Muvakkiin ve Medaric'üs-Salikin gelir. Bunların üçü çok önemli kitaplardır.

Şeyh Seyda-yı Cezeri

Şeyh Seyda, memleketin büyük alim ve mürşitlerinden, büyük mürebbilerinden bir insan..

İlim açısından büyük insanlar yetiştirmiştir. Uzun zaman bizzat ders okutmuştur. İhtiyarlandığında da tedrisat yaptırtıyordu. Devamlı etrafında büyük hocaları bulunduruyor, ders verdiriyordu.

Bir de tabii çok halifeler yetiştirdi. İrşad açısından geniş bir alanı vardı. Salih ve fadıl ve gayretli birisi ve asrın büyük âlim ve mürşidlerinden biri idi. Benim babam da onun vekiliydi. O vefat ettikten sonra şeyh Arapkendi'ye intisap etti.

Şibli Numani(1857–1914)

Mevlana Şibli büyük bir âlimdi. Mücahit idi, gayretli bir davetçi idi. Muhakkik bir zat idi. Eserleri, hep ilmi seviyeleri yüksek eserlerdir. Onun Siret'ün-Nebi aslı eserini her büyük âlim takdir edip, övmüştür.

Vehbe Zuhayli

Vehbe Zuhayli asrın büyük âlimlerinden birisidir. Gayretli, çalışkan, ömrünü ilim yolunda harcayan bir insandır. Ona yeter ki, "El Fıkh'ul İslami" adlı eseri yazmıştır. Bütün İslam âlemi bu kitabı kabul etmiştir. Bazı insanlar, bazı taraflarını kabul etmemiştir. Veya bazı yanlış görüşleri olabilir.

Ama genel olarak çok faydalı ve çok büyük bir kitaptır ki Cenab-ı Hak bu kitaba bereket koymuştur. Herkes ondan istifade ediyor, bu yeter ona..

Yusuf Kardavi

Yusuf Kardavi bana göre, bu asrın en büyük insanlarındandır. Hem ilmiyle, hem gayretiyle, hem cesaretiyle, hem davasıyla, hem de yazdığı eserlerle bunu her konuda hak etmiştir. O birçok konuda içtihad etmiş bir âlimdir.

-Peki, içtihad kapısı kapanmamış mıdır?

-Kapanmamıştır. Yüksektedir. Herkes oraya ulaşamıyor. Hicri 400 senesinden sonra, içtihad kapısının kapanması fikri ortaya atılmıştır. Ama kimse de dinlememiştir. Ondan sonra gelen büyük âlimler de birçok meselelerde hep içtihad etmiştir.

Mesela Şafii mezhebine baksak, İmam Nevevi Şafii mezhebinin muharriridir. Buna rağmen müstakil içtihatlar da ortaya koymuştur. Mezhebe aykırı fetvaları vardır.

İçtihad kapısı kapanmaz. Kapansa, tüm ümmet günahkâr olur. Çünkü müçtehidin bulunması farz-ı kifayedir. Niçin farz-ı kifayedir? Zira nasslar sınırlıdır. Olaylar ise sınırsızdır. İçtihad ise, o sınırsız olaylara nasslardan hüküm koymak demektir.

Zaman değiştikçe yeni olaylar, yeni meseleler çıkıyor. Bu hadise ve meseleler hakkında hüküm çıkarmak âlimlerin üzerine borçtur. Bu meseleler eski eserlerde yoksa ne yapılacaktır? Asrın âlimleri içtihad ederek o meselenin cevaplarını, hükümlerini beyan eder, sorunları çözerler. Bu ise ancak içtihad yoluyla olur. İçtihad, ümmet için kaçınılmaz bir şeydir.

-Tabii burada kastedilen "mutlak müçtehid" manasına içtihad kapısının kapanması değil mi?

-Mutlak müçtehide zaten ihtiyaç kalmamıştır. Ve de öyle biri yoktur. İçtihad öyle bir şeydir ki, mütecezzidir.(cüz'lere ayrılıyor, parçalanıyor)

Bir insan bir meselede müçtehid olabilir. Veya bir konuda müçtehid olabilir. Ama mutlak müctehidlere ihtiyaç kalmamıştır. Cüzi meselelerde içtihad edecek müctehidlere ihtiyaç vardır. Bu da mezheb imamlarının seviyesinde bir ilmi gerektirmez. Asrın büyük âlimleri bunu yapabilirler, yapıyorlar ve yapacaklar. Kervan yürüyor.

-Yani sizin demek istediğiniz, Kardavi'nin meselede müçtehid olduğu. Yoksa mutlak müçtehid değil.

-Zaten onun da böyle bir iddiası yok. Şunu da belirteyim; biz Yusuf Kardavi'nin şahsiyeti ve ilmi metodunu beğeniyoruz. Yoksa bütün görüşlerine katılıyor değiliz.

Zahid Kevseri

Muhammed Zahid Kevseri "asrın muhaddis ve mütekellimi" denebilecek büyüklüktedir. Onun gibi zamanında derin derin hadisi ve kelamı bilen hemen hemen var olduğunu bilmiyoruz. Yoktur demiyoruz.

Büyük gayret sahibi bir insandı. Çok zeki, meseleleri teferruatına kadar bilen, güzel bir şekilde tetkik eden, bir de -Ebul Hasen en Nedvi için söylediğimiz gibi-Arapça edebiyatı çok güzel birisi. Arap topraklarında yetişmeyen bir insanın Arapçayı bu kadar güzel bilebilmesi ayrı bir kabiliyet olduğunu gösteriyor.

-Onun bazı yönleri tenkit edilmiş biliyorum.

-Tabii, bazı insanlar onu tenkit etmişlerdir.

1-Mesela İbn-i Teymiye'ye karşı oluşunda ileri gittiğini

2- Hz. Ebu Hanife'yi fazla müdafaa ettiğini ki, taassubla ittiham ediyorlar.

"Haneficilik" vardır diyorlar. Hakkında bu iki itham vardır.

- Ali Ulvi Beyin hatıralarından gördüğümüz kadarıyla, bir de "Çerkezciliği" varmış? (Gülüşmeler)

-Onu bilmiyoruz. (Gülüşmeler) bazen onunla da itham ediyorlar. "Çerkezciliği vardı" diyorlar.

- Efendim, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim.

Fotoğraflar:

1-Muhammed Salih Ekinci Hocaefendi

2- Muhammed Abduh

3- Reşid Rıza

4- Muhammed Gazali

5- Mustafa Asım Köksal Hocaefendi

6- Mustafa Sabri Efendi

7- Mustafa Sıbai

8- Muhammed Taki Osmanî

9- Said Havva

10-Seyyid Kutub

11-Şeyh Seyda el-Cezeri

12-Şibli Numani

13-Vehbe Zuhayli

14-Yusuf Kardavi

15-Zahid el-Kevseri

Dipnot

(*) Salih hocaefendinin, Şah Veliyullah hazretleri ile alakalı "Müceddid Şah Veliyullah Dehlevi, Tasavvuf Anlayışı Islahat Çalışmaları" adlı bir çalışması vardır.(Ravza Yayınları)

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

ahmet, 2008-06-06 02:26:06

güzel ve çok yararlı bir çalışma çalışmada emeği geçen herkeze çok teşekkür ediyorum Allah razı olsun

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

ebu-zer, 2008-05-03 07:11:30

Esselamunaleykum... Yapmis oldugunuz röpotaji defalarca okudum, defalarca okumamin sebebi belkide günümüzde haklarinda en cok seven ve sevilmeyenleri tarafindan kalem oynatilan ve münakasalar koprarilan sahsiyetler hakkinda olmasindan dolayidir. Rabbim sizden razi olsun ebeden... Muhterem Muhammed Salih Ekinci hocamiza da uzun ömür ve ilmi nesrinin devamini Allahdan diliyorum... Saygilarimla...

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Ali Seyhan, 2008-04-04 09:47:51

Ekinci Hocaefendi ile yaptığınız söyleşiyi büyük bir beğeni ile okudum. Görüşmenin çok samimi bir ortamda yapıldığını satır aralarından okumak mümkün. . Zannediyorum bu değerlendirmeler, her bireri bir deniz feneri mesabesinde bulunan bu başyüce kametler hakkındaki kafalardaki soru işaretlerini izale edecektir. Büyükleri başka bir büyüğün anlatımıyla okumak ne kadar büyük bir lezzet. Bize bu lezzeti tattırmaya vesile olduğunuz için binler teşekkür

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Ali said pekcan, 2010-03-17 03:05:09

Muhterem Salih Efendi, mülakat oldukça doyurucu ve seviyeli çok teşekkürler. selamlaar.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

Kim Rabbine kavuşmayı arzu ediyorsa güzel bir amel işlesin ve Rabbine kullukta hiç bir ortak koşmasın.

Kehf, 110

GÜNÜN HADİSİ

"Biriniz bir oturma yerine girince selâm versin. Oturmak isterse otursun. Kalkarken yine selâm versin. Çünkü, birinci selâm ikincisinden daha üstün değildir."

Ebu Davud

TARİHTE BU HAFTA

*I.Dünya Savaşı Sona Erdi(11 Kasım 1918) *Bolu-Düzce-Kaynaşlı Depremi(12 Kasım 1999) *Mehmed Zahid Kotku Hz.lerinin Vefatı(13 Kasım 1980) *K.K.T.C Kuruldu(15 Kasım 1983) *Muhyiddin-i Arabi Hz.lerinin Vefatı(16 Kasım 1240)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI