Cevaplar.Org

BEKİR BERK

Mazlumların Avukatı 1926 Ordu doğumlu olan Av. Bekir Berk Ağabey, 1951 de İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdi. 1973 senesine kadar İstanbul Barosuna kayıtlı olarak avukatlık yaptı. 1958'de Isparta milletvekili “Dr. Tahsin Tola” nı


Ömer Özcan

ozcannurs@hotmail.com

2008-03-30 04:45:00

Mazlumların Avukatı

1926 Ordu doğumlu olan Av. Bekir Berk Ağabey, 1951 de İstanbul Hukuk Fakültesini bitirdi. 1973 senesine kadar İstanbul Barosuna kayıtlı olarak avukatlık yaptı. 1958'de Isparta milletvekili “Dr. Tahsin Tola” nın teklifiyle ilk defa bir Nur davasının vekâletini aldı. Hem de, “Zübeyr, Sungur, Tâhîri, Bayram, Ceylan.." gibi 12 Ağabeyin maznun olduğu Ankara davasını aldı.

Daha sonraları Üstad Hazretlerini ziyaret eden Bekir Ağabey Üstad’dan büyük iltifatlar görüyordu. Artık Bekir Ağabey dünyada eşi benzeri görülmeyen rekorlara imza atıyor; meşhur 163. Maddenin tam bir uzmanı olmuş, binlerce “Nur Davası”nda binlerce mazlumun imdadına yetişiyordu. Hemen hepsinde de beraatlar alıyordu. Bekir Bey girdiği davalardan kat’iyyen maddî bir menfaat görmüyordu. Vefat ettiğinde görüldü ki, arkasında dünyalık hiç bir şey bırakmamıştı.

"Belki sustururuz diye, meşhur “1971 İzmir Sıkıyönetim Mahkemesinde” O’nu da tutukladılar. Fakat yanılmışlardı. O susmadı, bilakis mahkemenin seyrini değiştirdi. Orada da beraat aldı.

Kaderin sevkiyle 1974 yılında Cidde Radyosunda programcı ve spiker olarak hizmet etti. 1989 yılında yaş haddinden emekli oldu. 14 Haziran 1992'de terhis tezkeresini alıp, ebedî âleme intikal etti. Allah Rahmet etsin... Âmin.

Tanışmamız

Mazlumların ve masumların Avukatı Bekir Berk mazlumların ve masumların Avukatı Bekir Berk Ağabeyi Ankara’da talebeyken; kaldığımız dersaneye sık sık geldiğinden dolayı görebiliyor, çalışma tarzını, iş disiplinini yakinen şahid oluyorduk. Birkaç kere bizim kaldığımız dersanede çalışmış hazırlanmıştı.

Kendisine bir oda tahsis ederdik, saatlerce daktilosu ile çalıştığını hatırlıyorum. Ertesi gün gireceği mahkemelere hazırlanıyordu. Çok titiz, çok düzenli ve en küçük ayrıntıları bile ihmal etmeden hazırlanıyordu.

Mahkemelere İştirakimiz

Katıldığı mahkemelere temiz kıyafetlerle dinleyici olarak bizim de iştirak etmemizi isterdi. Biz de katılırdık. Sadece; “Allah’ı ve iman hakîkatlarını anlatan “Nur Risaleleri”ni okudukları için hapse atılan, ceplerinde çakı bile taşımayan, asayişi bozucu hiçbir eylemleri olmayan, sâf, mâsum ve vatanlarını çok seven bu insanları; mahkemelerin, soğuk, resmî, katı suratlı salonlarında görünce çok üzülür ve sessizce ağlardık.

Fakat! Bu itilmiş-kakılmış, sahipsiz, hâmisiz gibi görünen ve bu kasâvetli mahkeme salonlarına getirilen garip insanların yanında birden cüppeli bir zat beliriverir; rahat ve neticeden emin hareketlerle çantasını açar, dosya, belge ve dokümanlarını masasına yerleştirir; sanki kendi evindeymiş de, mahkeme heyeti misafirmiş gibi salona birden hâkim oluverir; müthiş bir vukûfiyet, bilgi ve hitabe ile kasâveti tam tersine çeviriverirdi.

Çoğu zaman yumuşak bir dille; öğretici, eğitici Risale-i Nurların maksat ve mâhiyetini açıklar mahiyette müdafaalar yapar. Bazen de yeri göğü inleterek (eğer savcı zalimce ithamlarda bulunuyorsa) şiddetli ve hiddetli ihtarlar yaparak savunmasını yapardı. Bizler de bu sefer sevinçten ağlardık. Mahkemeyi daha munis görmeye başlardık, rahatlardık. Böyle bir ağabeyimiz bulunduğundan dolayı iftihar eder, sanki kendimiz savunma yapmışız gibi mes’ud olurduk.

Efsanevi Avukat

Kar yağdığında kızakla, yol kapandığında eşekle, bisikletle gidiyor.. illâ mahkemelere yetişiyordu. Bekir Ağabey bu şekilde; yüzlerce, binlerce mahkemeye yetişiyordu. Tabir caizse efsanevî bir avukattı. Her türlü zahmet ve zorluklara rağmen Türkiye’nin her yerine, her Nur davasına yetişiyordu.

Kar yağdığında kızakla, yol kapandığında eşekle, bisikletle gittiğini duyuyorduk. Ama son anda bile olsa, nefes nefese bile olsa mahkeme salonlarında beliriveriyordu, Allah’ın lûtfuyla muhakkak yetişiyordu. 60’lı yıllarda, 70’li yılların başında o kadar çok nur davası açılıyordu ki, Bekir Ağabey bazen saat farkıyla birinden öbürüne yetişiyordu. Müdafaalarını hiçbir taviz vermeden, “okumuyoruz, okumayacağız” demeden, dedirtmeden; bil’akis “Âhiret hayatımızı kurtaran Nur Risale’lerini okuyoruz ve okuyacağız” diye savunarak hep beraatlar alıyordu. Binlerce kere beraat aldı. Âdeta Üstad’ımızın “Seni bana Allah gönderdi”  iltifatına mazhar oluyordu.

Sungur ağabeyin sözü

O zamanlarda bir sohbette Sungur Ağabeyin “Bir kere bile olsa o mahkemelerde, Bekir Bey gibi, Risale-i Nurların hakkaniyetini haykırmak çok büyük bir hizmettir.” Sözünü hatırlıyorum. Ona binlerce kere haykırmak nasip olmuştu.

Bekir Berk'in Edebi

Karabük’lü “Süleyman Aslan” Ağabeyden dinlemiş ve şöyle bir not almıştım. “Ben edebi Bekir Ağabeyde gördüm, şöyle ki: Üstad Hazretlerinin Ankara'ya gelişlerinde karşılayanlar arasında ben de vardım. Üstad arabada oturuyordu. Bizler ayakta beklerken, Bekir Ağabey hürmet icabı dizleri üstünde Üstad’a bakıyor; Üstad arabada öteki tarafa baksa, Bekir ağabey dizleri üstünde yürüyerek hemen o tarafa geçiyor; Üstadımız yine başını çevirse, Bekir ağabey tekrar dizleri üstünde Üstadın baktığı yöne geçiyordu.”

Yine Süleyman Aslan Ağabey anlatıyor : “Ankara Davasında (1958) Bekir Berk Abi, Tahsin Tola'nın evinin balkonunda herkesi topladı. Tek tek herkese sordu, bu müdafaaya nasıl hazırlanalım diye… Üstadımızın yaptığı müdafaalar gibi Risale-i Nur’un davasının müdafaası yapılacaktı.

Elhamdülillah neticede beraat alındı

Bekir ağabeyin veciz duası

1971 İzmir Sıkıyönetim Mahkemesi memleket çapında bir heyecan uyandırmıştı. Artık bu dava belki de Risale-i Nur’un son büyük davasıydı. O senelerde Ankara'da talebeydim. İzmir’e geldikçe hapisteki ağabeyleri ziyaret teşebbüsünde bulunuyor, fakat bir türlü izin vermiyorlardı. Ben de Mahkemenin bütün safahatını, resimleriyle beraber “Yeni Asya” gazetesinden günü birlik kesip dosyaladım. Sonradan kitap haline getirilen bu müdafaalar kalın bir klasör haline gelmişti.

Mahkeme nihayete erip yani çoğu beraat edip, bir kısmı da tahliye edildikten sonra, 1972 senesi Mayıs ayında Bekir Ağabey Ankara'ya kaldığım dershaneye geldi. Kendilerine dosyayı gösterdiğimde; o kadar duygulandı ve o kadar memnun oldu ki; hemen kalemini çıkarıp ilk sayfasına şu duayı yazdı: Yâ Rabbi! İstihdam buyurduğun hizmetler için kâinattaki zerrat adedince sana hamd-ü senalar olsun. Allahım, sen beni ayıplardan koru, ayıplarımı setreyle, ihlas ile hizmetlerinde istihdam buyur, hüsn-ü hâtime bahşeyle, şehadet nasip eyle. Bana hüsn-ü zan edenlerin hüsn-ü zannına lâyık eyle ve onlardan razı ol. Cümlemizi hıfzınla hıfzeyle.

Cidde'den mektupları

Bekir Berk Ağabeye Cidde’de iken mektuplar yazdım. Her seferinde cevap vermek lûtfunda bulundular. Hatta fotoğraflarını gönderdiler. Hâlâ sakladığım bu mektuplarının birinde, oradaki yaşayış tarzını şöyle hülâsa ediyordu:

Ben içe dönük bir hayat yaşıyorum. Evden radyoya, radyodan eve, çarşıya, her Cum’a Mekke-i Mükerreme'ye ve hafta arasında bir iki defa Mekke-i Mükerreme'ye gidiyorum. Bunun dışında postahaneye, bir iki arkadaşın evine ve iki günlük tatil olduğu zaman ise Medine-i Münevvere'ye gidiyorum. Allaha iltica ve hicret etmiş olan

Kardeşiniz Bekir Berk. Cidde

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

YUVALI HATİP HOCA

YUVALI HATİP HOCA

Asıl adı Mehmed Ali Bilgin olan Yuvalı Hatip Hoca 1891 yılında Ankara’nın Yenimahalle ilçes

VELİ IŞIK KALYONCU

VELİ IŞIK KALYONCU

Veli Işık Kalyoncu, Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin son yıllarının ve Risale-i Nur

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

ŞÜKRAN ÜNLÜKUL

20 Kasım 2011 tarihinde milyonların Üstad dediği Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin gelini Mu

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

ŞEMSEDDİN TUĞRUL

13 Temmuz 2009 tarihinde Şemseddin Tuğrul Ağabeyin Van’daki dükkânındayız. Van hizmetlerini

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

SÜLEYMAN KAYA (GAYE)

İşte efsanevi bir kahraman daha; Süleyman Kaya... Daha doğrusu Hz. Üstad’ın düzeltmesiyle

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

RIDVAN (ERDOĞAN) UTANGAÇ

Bursa’nın Aksu Köyünde Rıdvan ağabeyin evindeyiz. Aksu Köyü yeşilliği ve bol suları ile

REFİK AĞIR

REFİK AĞIR

Avukat Gültekin Sarıgül “Ömer kardeş, Burdur’da Hz. Üstad’la görüşmüş yaşlı bir a

ÖMER KUŞ

ÖMER KUŞ

Ömer Kuş, epey zamandır gözlerden ırak kalmış çok eski, çok fedakâr ağabeylerimizden biri

OSMAN BOZKURT

OSMAN BOZKURT

Osman Bozkurt, Hz. Üstad’ın tabiriyle “Kahramanlar Ocağı Denizli”nin Süller Nahiyesinden.

MUSTAFA KARAPINAR

MUSTAFA KARAPINAR

Mustafa Karapınar ile İstanbul Bostacı’da, evinin yakınında bulunan tarihi Kuloğlu Camiinde

NADİR BAYSAL

NADİR BAYSAL

Bediüzzaman Hazretleri 1936-1943 yılları arasında Kastamonu’da sürgün olarak yaşamıştır.

Her can ölümü tadacaktır. Sonra bize döndürüleceksiniz.

Ankebut, 57

GÜNÜN HADİSİ

Kim Müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dahil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah onu mutlaka cennete koyacaktır.

Tirmizi, Birr 14, (1918)

TARİHTE BU HAFTA

*Yıldız Sarayı'nın İttihatçılar'ca Yağma Edilmesi(29 Nisan 1909) *Gazneli Mahmud'un Vefatı(30 Nisan 1030) *Yıldırım Bâyezid Tarafından Manisa'nın Fethi(1 Mayıs 1390) *Fatih Sultan Mehmed Hân'ın Vefatı(3 Mayıs 1481) *Eyüp Sultan Hazretleri(r.a.) Vefât

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI