Cevaplar.Org

HATIRALAR VE ÖLÇÜLER–62

“Velâyetin kerameti olduğu gibi, niyet-i hâlisanın dahi kerameti vardır. Samimiyetin dahi kerameti vardır” diyor Üstad. Aşağıda, samimiyete gelen böyle bir ikrama nailiyeti okuyacaksınız. Hadise, inananların Yusufiye medreselerinde


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2008-02-14 05:53:39

HALİS NİYETİN KERAMETİ

"Velâyetin kerameti olduğu gibi, niyet-i hâlisanın dahi kerameti vardır. Samimiyetin dahi kerameti vardır" diyor Üstad. Aşağıda, samimiyete gelen böyle bir ikrama nailiyeti okuyacaksınız. Hadise, inananların Yusufiye medreselerinde sınandığı 70'li yıllarda, İzmir'de cereyan ediyor. Hatırayı bize anlatan, aslen Erzurumlu Fikri Bitlisli beyefendi. Kendisine teşekkürlerimizi sunuyoruz.

"Biz 13 kişiydik. Girdikten bir hafta sonra idi ki, sabah namazlarına kalktığımızdan dolayı mahkûmlardan belli kimseler rahatsız oldu. Akşam sayımları olurdu. Hem kontrol ediyorlar, hem de mahkûmların bir ihtiyacı, bir şikâyeti var mı manasına dolaşıyorlardı.

Şikâyetçi olan kimseler dinden rahatsız olan tipler, en bozuk insanlar. O akşam sayımda başefendi(başgardiyan)'ye dediler ki: "Başefendi! Bu arkadaşlar yüzünden biz ikinci bir ceza yaşamaya başladık. Bunların ne hakları var, gecenin yarılarında kalkıyorlar, tangır tungur, takunyalarla gezmek suretiyle gürültü yapıyorlar. Biz uyuyamıyoruz. Böyle bir şeye hakları var mı?"

Tabii, başefendi kükredi; "Kesinlikle olmaz! Kimse kimseyi rahatsız edemez! Burada kalk saatine kadar çıt çıkmayacak!"

Böyle dedikten sonra bize döndü; "Kesinlikle bu şikâyeti duymamış olayım. Eğer tekrar duyarsam, sizin her birinizi bu hapishanenin en kötü yerlerine tıkarım. Birbirinizden ayırırım" dedi.

O sırada içimizde ağabey durumunda olan ve hakikaten ilmi olan, Risale-i Nur bilgisi olan Abdullah Aymaz bey, mukavemet etmeye çalıştı; "Başefendi, bizim namaz kılmamız lazım. Kesinlikle namaz kılmama gibi bir durumumuz olamaz. Ama bize müsaade edin, biz sessiz bir şekilde abdest alalım. Gerekirse yataklarımızda kılalım, ama kılalım."

Bunu duyan başefendi daha da sinirlendi; "Yok! Tamam! Ben o kadar söylüyorum! Bir daha kesinlikle burada namaz şikâyeti olmayacak. Kimse kimseyi rahatsız etmeyecek. Bir daha böyle bir şey olursa, şöyle olur, böyle olur" diye tehdit etti. Öbürleri çok memnun oldular.

O gittikten sonra biz bir araya geldik. Ben çok yeni olduğum için Abdullah ağabeyle konuştum; "Ağabey durum kötü. Bu vaziyette sabah namazlarına kalkamayız" dedim.

O gün için bana göre kalkmamak çare oluyor. Çünkü hakikaten 15 gün olmuştu risaleleri tanıyalı. Onaltıncı gün hapisteyiz. Öyle bir yeniliğimiz de var. İşimiz gücümüz allak bullak olmuş, ciddi bir imtihan.

Ben böyle deyince, Abdullah ağabey; "Kardeşim" dedi "Biz suç mu işledik de buraya geldik? Ne yaptık biz? Adam mı öldürdük, hırsızlık mı yaptık? Birinin namusuna mı musallat olduk? Hayır. Yani Allah dedik, Kur'an dedik, iman hakikatleri dedik. Bizi buraya getirdiler. Şimdi bundan ötesi ne? Tek başına hücreler. Olabilir. Biz namazımızı kılarız. Daha dikkat ederiz, ama kılarız."

Hem onun mukavemeti hoşuma gitti. Hem de müthiş bir tedirginlik ve korku var içimde. Ama elhamdülillah, cemaate uyduk. Ertesi gün yine-biraz daha dikkatli bir şekilde- kalktık, namazlarımızı kıldık.

Tabii o vatandaşlar, daha geceye bırakmadan, ta başefendi gelir gelmez bizim defterimizi dürsün diye, gündüzden koşturup, şikayete gidiyorlar. Bakıyorlar ki yok. Başkasına da o şikâyeti intikal ettiremezler. Çünkü, bu sefer "bana söylediniz, niye başkasına söylüyorsunuz" deyip aleyhlerine dönmesin diye kimseye de bir şey diyemiyorlar.

Bir gün, iki gün, üç gün..bir hafta..Başefendi yok. Artık, hasta mı olmuş, izin mi almış, bilemiyoruz. Bir hafta sonra gelmiş. Tabii onlar duymuşlar geldiğini, tekrar gitmişler. Amaçları şikâyeti yenilemek. Onu tahrik edecek şekilde demişler ki; "Efendim, bunlar sizi dinlemediler. Daha fazla gürültü yapıyorlar. Daha erken kalkıyorlar, gece namazı da kılıyorlar." Birin üstüne beş ilave etmişler.

Ama başefendi, umduklarının aksine onlara çok sert bir çıkış yapmış; "Defolun! Terbiyesiz herifler! O kadar rahatsız oluyorsanız siz de kalkın kılın!" Adamlar neye uğradıklarına şaşırmışlar!

Bu değişim bir hafta içinde oldu. Gerçekten çok manidar bir şey. Cenab-ı Hak onun kalbine bir şey mi verdi? Kalpler Allah'ın elinde ya. Rüyasında bir şey mi gördü bilemiyorum. Zira o bir hafta içinde bizi ziyarete kimse gelmedi ki, ona durumu şikâyet edelim.

Akşam oldu, adam geldi. Ben titriyorum, adam ne diyecek, ne yapacak, nereden başlayacak? Bir şeyler sordu, sonra bizim tarafa döndü; "Hocalar" dedi. "Eyvah" dedim içimden, "bize sıra geldi."

"Hocalar, sizin bir şikâyetiniz, bir isteğiniz var mı?" Abdullah Aymaz; "Yok başefendi, teşekkür ederiz. Hiçbir ihtiyacımız, isteğimiz yok" dedi. Başefendi sakince "Tamam, bundan sonra bir ihtiyacınız, bir isteğiniz olursa bana söyleyin" dedi. Teşekkür ettik.

Tamamen Cenab-ı Hakkın tasarrufunda bir şey ve namazın kerameti yani..

RÜYADA ÇEKİLEN ZİYAFET

Fikri Bitlisli Bey, başka bir medrese-i Yusufiye hatırasını şöyle anlatıyor; "Yemek hususunda, kendi aramızda topladıklarımızla bazı değişiklikler yapmıştık. Mesela nohut, fasulye vs verdikleri zaman onları bir tencerede topluyoruz. Suyunu döküyor, tanelerini ayırıyoruz. Onu ocağımıza koyuyoruz, yeniden güzel bir biber, güzel bir yağ ve salça ile ıslah ediyoruz.

Nohut verdikleri bir gündü. Ben nohutu süzdüm, ona yeniden biber, soğan hazırlamak, yağ hazırlamak için çalışmaya koyuldum. Urfalı, ziraat mühendisi Şefik isminde bir kardeşimiz vardı. Çok halim selim, çok zayıf nahif ve çok mübarek bir kimseydi.

O geldi, dedi ki; "Kardeş, ben çok açım. Bekleyecek halim yok. Şurada masanın üstüne kestirmeye çalışayım. Nolur yemek piştiğinde en evvel beni çağır."

"Olur, kardeşim, sen istirahatına bak" dedim. Biraz sonra yemek hazır oldu. Şefik kardeşi uyandırmak için yanına gittim. "Şefik kardeşim kalk, yemek hazır" dedim.

Başını kaldırdı, tebessüm etti. Tekrar "hadi yemek hazır" dedim. "Tamam, arkadaşlar yesinler" dedi. "Arkadaşlar gelecek, zaten hepsi uyanık" dedim. Bu sefer "Tamam, ben gelirim, sen git" dedi. "Ya kardeş, kalk beraber gidelim, hani çok acıkmıştın" dedim. Sonra; "Bak seni kaldırıp götürmeden, diğerlerine de bir şey vermem" dedim. "Ya, sende gizli kalacaksa bir şey söyleyeceğim, kimseye söylemeyeceksin" dedi. "Tamam" dedim. Hapiste kimseye söylemedim hakikaten. Medrese-i Yusufiyede bunu bahsetmedim hiç.

Dedi ki; "Ben uyurken, validem bir yemek hazırladı ki, bol çeşitli. Hiç görmediğim, ummadığım yemekler. O yemeklerden öyle bir yedim, öyle bir yedim ki, şu anda o yemeğin yağının tadı boğazımda, beni tıkamış vaziyette. Kesinlikle yiyecek durumum yok. Yağın tadını boğazımda hissediyorum. Kardeşim, biz ziyafeti çektik. Size afiyet olsun"

 

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

“BİZE KATIL MOLLA MUHAMMED EMİN”

“BİZE KATIL MOLLA MUHAMMED EMİN”

Kıymetli ziyaretçilerimiz, geçen hafta Seyda Muhammed Emin Er merhumun “Hatıralarım” adlı

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN ŞEYH ALADDİN OHİNİ’YE SEVGİSİ

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN ŞEYH ALADDİN OHİNİ’YE SEVGİSİ

Merhum Şeyh Fethullah Verkanisi(v. 1901)’nin oğlu merhum allame Şeyh Alaaddin efendi(v. 1949)

BEDİÜZZAMAN’IN HAZRET’İ(ZİYAEDDİN NURŞİNİ) ZİYARETİ

BEDİÜZZAMAN’IN HAZRET’İ(ZİYAEDDİN NURŞİNİ) ZİYARETİ

Muhterem hocam Seyda Fehmi Türkmen Efendi, 27.09. 2019 Cuma günü kendilerini ziyaretimizde Nurşi

ŞEYH FETHULLAH VERKANİSİ’NİN MOLLA ABDULLAH NURSİ HAKKINDA DEDİĞİ SÖZ

ŞEYH FETHULLAH VERKANİSİ’NİN MOLLA ABDULLAH NURSİ HAKKINDA DEDİĞİ SÖZ

Değerli Seydalarımızdan Molla Şerif Arslan Hocaefendi 15.09. 2019’da, merhum Şeyh Fethullah V

BEDİÜZZAMAN’IN AİLE ŞECERESİ

BEDİÜZZAMAN’IN AİLE ŞECERESİ

Merhum Şeyh Fethullah Verkanisi’nin torunlarından değerli âlim merhum Gıyaseddin Emre Bey, Ü

VANLI ZEYNELABİDİN EFENDİ’NİN ANLATTIKLARI

VANLI ZEYNELABİDİN EFENDİ’NİN ANLATTIKLARI

Değerli hocam Seyda Molla Şefik İdikurt Efendi bir ders esnasında şu hatırayı anlattılar;

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN MUŞ’UN NOK KÖYÜNDE BİR GECE MİSAFİRLİĞİ

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN MUŞ’UN NOK KÖYÜNDE BİR GECE MİSAFİRLİĞİ

Emekli müftülerimizden Seyda Fehmi Türkmen Hocaefendi, 21.04. 2019 Pazar günü kendilerini evind

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-2

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-2

Sonra tekrar Van’dan Bitlis’e geldi. Onun hayatının geniş şekli yazılıdır.(bkz. Tarihçe-

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-1

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-1

Değerli ziyaretçilerimiz! Yeni bir hizmetimizi sizlere arz etmekle mesruruz. Geçen günlerde değ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

Merhum Ali Uçar Bey bir sohbetinde anlatıyor; “Ali Sert Hocamdan dinlediğim şu hatırayı, Kon

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz, edep, nezaket, tevazu timsali çok kıymetli bir insan-ı kâmi

Bilin ki, Allah'ın lâneti zâlimlerin üzerinedir.

Hûd,18

GÜNÜN HADİSİ

"Allah katında, duadan daha kıymetli bir ibadet yoktur."

Tirmizî

TARİHTE BU HAFTA

*Elmalılı Hamdi Yazır'ın Vefatı(27 Mayıs 1942) *İstanbul'un Fethi'nin 550. yıl dönümü(29 Mayıs 1453) *Ayasofya'da ilk Cuma Namazı kılındı.(1 Haziran 1453)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI