Cevaplar.Org

AŞURE GÜNÜ VE BUGÜNE MAHSUS BİDATLAR

Muharrem ayı ( şehrullah ) ile aşure günü: Allah’ın ayı Muharrem’de tutulan orucun fazileti hakkında kaynaklarda sahih hadisler yer almaktadır. Bazılarını söyleyecek olursak:


Muhammed Salih Ekinci

.

2007-12-31 23:57:55

Muharrem ayı ( şehrullah ) ile aşure günü:

Allah’ın ayı Muharrem’de tutulan orucun fazileti hakkında kaynaklarda sahih hadisler yer almaktadır. Bazılarını söyleyecek olursak:

Müslim ve diğerlerinin Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet ettikleri bir hadiste Resulullah (s.a.v ) şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayında tutulan oruçtan sonra en faziletli oruç, Muharrem diye isimlendirdiğiniz Allah’ın ayı’nda tutulan oruçtur ve farz namazından sonra en faziletli namaz, gece kılınan namazdır.”

İbn-i Recep Letaif-ul Maarif isimli kitabında (S.42) bu hadisi şöyle yorumlar: “Bu hadis, ramazandan sonra tutulan en faziletli orucun Muharrem ayında tutulan oruç olduğunu açıkça ifade ediyor. Ama bundan kasıt Ramazan ayından sonra en faziletli orucun tamamı tutulan Muharrem ayı olduğu olabilir. Yoksa diğer ayların belli günlerinde tutulan oruçlar Muharrem ayının bazı günlerinden daha faziletli olabilir. Arefe gönü, zilhicce ayının onunda ve şevval ayının altı gününde tutulan oruç gibi…” ve devamında İbni Recep bu görüşü kuvvetli bir şekilde teyit eder.

Muharrem ayının onuncu günü olan Aşure hakkında sahiheynin (Buhari, Müslim) rivayet ettikleri bir hadiste Hz. Aişe (r.a) şöyle buyurmaktadır: “Aşure Kureyş’in cahiliye döneminde oruç tuttukları bir gündü. Resulullah da o dönemde bu orucu tutardı. Ve Medine’ye hicret ettikten sonra da bu orucu tuttu ve tutulmasını emretti. Ama ramazan orucu farz kılındığında ramazanı tutmaya başladı ve Aşure orucunu terk etti. Ve isteyen bu orucu tutar, istemeyen tutmazdı.” Buhari’nin rivayetinde bu son cümle şu şekildedir: “ve Resulullah dedi ki: isteyen bu orucu tutsun, isteyen de tutmasın.”

İmam Nevevi derki: “Ramazan orucundan önce, İslam’ın başlarında emredilen Aşure orucunun hükmü hakkında mezhepler ihtilaf etmiştir. İmam Ebu Hanife hadislerin zahirine nazaran ‘vacibtir’ der. Şafii âlimlerinin bu konuda iki görüşü var: Biri Ebu Hanife’nin (r.a) görüşü gibi ‘vacib’ olduğu yönünde. Diğeri ise -ki bu mezhebin meşhur görüşüdür- ilk emredildiğinde de ‘sünnet” olduğu yönündedir. Ama tabiî ki bu sünnet müekked bir sünnetti, Ramazan orucu farz kılındıktan sonra bu te’kidini yitirdi.” Nevevi’nin yorumu böyle…

Hz. Aişe’nin “ve Aşure orucunu terk etti.” sözünün anlamı: bu orucun vacibliği yönündeki hükmü terk etti ya da bu orucun tutulması konusundaki teşvikini terk etti” dir. Nesai ve İmam Ahmed’in Hz. Hafsa’dan rivayet ettiği şu hadiste bu yorumu teyit eder: “Resulullah (s.a.v) Aşure günü, Zilhicce aynın onuncu günü ve her aydan üç gün oruç tutmayı hiçbir zaman terk etmedi.”

İbn-i Receb “Letaif-ul Mearif” (s.73/74) isimli kitabında der ki: “Rasulullulah (s.a.v) ehli kitaba muhalefet olsun diye ömrünün sonlarında Aşure gününü tek başına tutmayıp ona bir gün daha eklemeyi azmetmişti. Müslim İbn-i Abbas’tan şöyle rivayet eder. “Peygamberimiz Aşure orucunu tutup ve tutulmasını da emredince sahabeler dediler ki: ‘Bu Yahudi ve Hıristiyanların kutsadığı bir gündür.’ Bunun üzerine Resulullah (s.a.v): ‘Önümüzdeki sene inşallah dokuzuncu günü tutarız.’dedi. Ama sene gelmeden peygamberimiz vefat etti.

İmam Ahmed’in Müsnedin’de rivayet ettiği bir hadiste İbn-i Abbas (r.a) Resulullah’tan şöyle rivayet eder: “Aşure gününü tutunuz ve Yahudilere muhalefet olsun diye ondan önceki ve ondan sonraki günüde tutunuz.”

Müslim’in rivayet ettiği bir hadiste peygamberimiz şöyle buyurur: “Aşure gününde tutulan oruç, geçen senenin bütün günahlarına kefarettir.”

Sonuç olarak Aşure orucu üç dercedir:

Birinci derece:Aşure gününü, ondan bir önceki ve bir sonraki günle beraber tutmak.

İkinci derece: sadece dokuzuncu günle beraber tutmak.

Üçüncü derece: sadece Aşure gününü tutmak.

Aşure günüde yapılan ameller:

Aşure günü dolayısıyla aileye özel olarak cömert davranma hakkında bir hadis rivayet edilmiştir. Hadis âlimleri bu hadisin mertebesi hakkında ihtilaf etmişler. Kimi mevzu, kimi zayıf, kimi hasen, kimi de sahihtir demiştir.

Zerkani “Şerh-ul Mevahib el-Leduniyye” (8/123) kitabında derki: “Aşure gününde ailesine cömert davranan kişiye, Allah (c.c) o senenin bütününde cömert davranır.” şeklindeki hadisi Taberani, Beyhaki ve Ebu Şeyh rivayet etmiştir. Beyhaki bu hadisin mertebesini şöyle etüd eder: “Bu hadisin bütün senedleri zayıftır. Fakat bütün senedler bir araya getirildiğinde hadis mertebe olarak bir kuvvet kesbeder.” Iraki bu hadisin tahricini “Emali” kitabına şöyle tahlil eder. “Ebu Hureyre’nin rivayet ettiği bu hadisin bazı rivayetlerini Hafız İbn-i Nasır sahih addetmiştir. İbnu-ul Cevzi bu hadisi mevzu hadislerden saymıştır; çünkü hadisin senedinde bulunan Ebu Abdullah er-Ravi meçhuldur (güvenilir olup olmadığı bilinmeyen kişi). Ama Hafız İbn-i Hacer Takrib’te bu ravinin makbul olduğunu bildirmiştir. İbn-u Hibban da onu güvenilir ravilerden saymıştır ve bu hadis ona göre hasendir.”

Iraki devamla derki: “Bu hadisin Müslim’in şartına uygun olarak Cabir’den gelen rivayetleri de vardır. Bu rivayetleri İbn-u Abdulberr “İstiab”ta zikreder. Bu hadisin en sahih rivayetleride bunlardır. İbn-u Abdulberr ve Darekutni bu hadisi Hz. Ömer’den de ‘ceyyid’ bir senedle peygamberimiz değil, Hz. Ömer’in sözü olarak rivayet etmişler.

Bugünde yapılan bid’at ameller:

İbn-i Receb der ki: “Hz. Hüseyin bu günde öldürüldüğü için Rafiziler gibi yas ilan etme, dünya hayatındaki bütün uğraşı boşa giden ve yaptıklarının iyi olduğunu zannederek aldanan kişinin amelidir. Ne Allah ne de Rasul’ü; peygamberlerin musibet günlerinin ve ölümlerinin hiçbir zaman matem günü yapılmalarını emretmemiştir. O zaman peygamberlerden daha düşükler için bu günlerde nasıl matem tutulur?

Ve İbn-i Receb devamla derki: “Aşure gününe özgü olarak sürme çekme, boyanma ve yıkanma konusunda rivayet edilen bütün hadisler mevzudur.”

İbn Abidin bu konuda İbn-ul İzz’den (2/113) şunları nakleder: “Peygamberimizden Aşure günündeki oruç dışında Aşure hakkında rivayet edilen hiçbir şey sahih değildir. Rafıziler Hz. Hüseyin’in (r.a) ölümü nedeniyle bu günde yas tutuma, hüzün izhar etme gibi bidatler çıkarınca, Ehl-i sünnete müntesip bazı cahiller de tepki olarak bu günde sevinci izhar etme, hububat pişirme ve yemek yapma, sürme çekme gibi bidatler çıkardılar. İbn-i Abidin bu konudaki etüdü böyle…

İbn-i Abidin’in “hububat pişirme” ile kastı: bazı İslam ülkelerinde Aşure gününde yapılan ve ‘aşure’ diye isimlendirilen yemektir. Bu yemeği yapıp komşulara ikram etme âdeti yukarda zikredilen sebepten dolayı yayılmıştır. Bu âdetin sünnette hiçbir aslı ve dayanağı yoktur. Bilakis bu, dinde sonradan çıkartılan bid’atı seyyielerdendir. Tabi ki eğer bu, din adına ve sünnet diye yapılırsa bid’at olur; ama eğer din adına değil, sadece o memleketin bir âdeti ve o toplumun bir geleneği olduğu için yapılırsa bunun mahzuru yoktur. Yine de terk edilmesi daha evladır.

Not: Memleketimizin büyük âlimlerinden Muhammed Salih Ekinci Hocaefendiye kaleme alıp sitemize gönderdiği bu kıymetli yazıdan dolayı teşekkürlerimizi arz ederiz.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

kimse, 2008-02-16 14:27:39

nurcan aykut hanımefendiye katılıyorum.ama bazı arkadaşlarımız kurban kaesilen evde kesinlikle aşure pişirilmesi gerektiğine inanıyorlardı.aydınlattığınız için teşekkür ederim

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

nurcan aykut, 2008-01-16 15:16:00

biz aşureyi kerbela matemine zıtlık olsun diye değil, nuh kavminin sevincine peygamber ef.s.a.s.yukarıda bahsedilmiş olan hadis-i şerife binaen yapıyoruz.saygılarımla

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

AMELE ENGEL OLAN ŞEYLERİ DEF ETMEK

AMELE ENGEL OLAN ŞEYLERİ DEF ETMEK

Allah yolunda ilerlemenin önüne çıkacak engeller ve bunlara karşı nasıl tavır takınılması

MESNEVİ’DE EDEBİYAT KAİDELERİNE UYGUNLUK ARAMAK

MESNEVİ’DE EDEBİYAT KAİDELERİNE UYGUNLUK ARAMAK

Bazı kimseler vardır ki, sözdeki ulviyeti, edebiyat kaidelerine göre takdir etmek isterler. Onla

FİTNE ZAMANLARINDA BİZE DÜŞEN VAZİFELER

FİTNE ZAMANLARINDA BİZE DÜŞEN VAZİFELER

İslam ümmeti arasında çıkacak fitnelerle alakalı bu hadis-i şerifler, fitnecilere karşı yap

DAVETÇİNİN VASIFLARI

DAVETÇİNİN VASIFLARI

1.Kendisine davet etmekte olduğun hakikatin bilincinde olmalı; onunla amel ederek, kendini, davet

KURBAN BAYRAMI VE TEKBİRLER

KURBAN BAYRAMI VE TEKBİRLER

Kurban kesmek, özellikle Hz. İbrahim’in gördüğü rüya üzerine oğlu İsmail’i Allah’a k

RUHANİYATA AÇIK OLMA VE SAPMA ÇİZGİSİ

RUHANİYATA AÇIK OLMA VE SAPMA ÇİZGİSİ

Soru: 18 yaşında bir kardeşimiz var. Diyor ki; “Ben bedenimden ayrılıp gidip kapıyı açıyo

ÜMMET KAVRAMI

ÜMMET KAVRAMI

Günümüzde lafız ve mana kargaşası vardır. Bazı kelimeler öcü gibi gösterilerek insanları

İSLAM ALEMİNİN SORUNLARINA REÇETE; İTTİHAD-I iSLAM

İSLAM ALEMİNİN SORUNLARINA REÇETE; İTTİHAD-I iSLAM

Bugün İslam ümmeti, tarihte benzerine çok az rastlanan problemlerle karşı karşıdır. Ta 20.

İSLÂMÎ KAİDELERE GÖRE TALÂK (BOŞANMA)

İSLÂMÎ KAİDELERE GÖRE TALÂK (BOŞANMA)

Şerî bir terim olarak talâk, kadınla erkek arasında evlenme akdi ile tesis edilen nikâh bağı

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI MI?

ÜÇÜNCÜ DÜNYA SAVAŞI MI?

Soru: Her şeyi İslami çerçevede düşünecek olursak; her saniye gündemde olan bir dünya sava

BESMELE ÇEKMEK, İLAHÎ KAYNAĞI REFERANS VERMEKTİR

BESMELE ÇEKMEK, İLAHÎ KAYNAĞI REFERANS VERMEKTİR

Besmele çekmek ilahî kaynağı referans vermektir; Besmele çekmemek ise İNTİHAL suçunu işleme

İnkâr edenler, Allah'ın yolundan ve -yerli, taşralı- bütün insanlara eşit (kıble veya mâbed) kıldığımız Mescid-i Harâm'dan (insanları) alıkoymaya kalkanlar (şunu bilmeliler ki) kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona acı azaptan tattırırız.

Hac,25

GÜNÜN HADİSİ

Hastayı ziyaret edin, açı doyurun, esiri kurtarın.

Riyazü's-Salihin

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Peygamber Efendimiz hakkında aşağıdaki eserlerden hangisini en çok beğendiniz?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI