Cevaplar.Org implant

GIYBET, EN SİNSİ GÜNAHLARDANDIR

Geçici bir takım zevkler, Rabbimizin çizdiği sınırların dışına çıkmamıza neden olabiliyor. Esasında lezzeti gidince elemi kalan bu zevkler, imtihanın en can alıcı taraflarından biridir. Yaratanımızın, aceleci ve unutkan


Ahmet Osmanoğlu

ahmetosmanoglu1@hotmail.com

2007-12-30 03:45:35

Geçici bir takım zevkler, Rabbimizin çizdiği sınırların dışına çıkmamıza neden olabiliyor. Esasında lezzeti gidince elemi kalan bu zevkler, imtihanın en can alıcı taraflarından biridir. Yaratanımızın, aceleci ve unutkan olarak nitelendirdiği bizler, iyi ile kötü olan arasında daima seçim yapmak zorunda kalırız.

Büyüklerimizin zehirli bal diye nitelendirdiği görünüşte tatlı, arka planda ise son derece zararlı olan günahlar yukarıda bahsettiğimiz özelliklerimizin de etkisiyle maalesef bizlerin bazen sürçmesine neden olabiliyor.

Bazı günahlar var ki zararlarını çok iyi bildiğimizden midir yoksa kötü olan yanları çok anlatıldığından mıdır bilemiyorum ama onlara karşı savunma mekanizmamız her zaman alarm durumundadır. İçki, kumar, fuhuş gibi günahlar Müslümanların doğrudan cephe aldığı bu günahlar zümresindendir.

Bazı günahlar da vardır ki adeta bütün vücudumuzu bir kanser mikrobu gibi sarar da ancak o zaman onun varlığından haberdar oluruz. Dedikodu, arkadan konuşma diye de isimlendirdiğimiz gıybet, bu sinsi günahlardandır. O, bir kanser virüsü gibi aileleri, cemaatleri, toplumları içten içe felce uğratıp samimiyeti, güveni, kardeşliği ve dostluğu yok eder.

Diğer günahlar gibi gıybet yapmak ta insana geçici bir haz duygusu yaşatır. Nedense kardeşlerimizin ölmüş etini dişlemek, pratikte hiçbir fayda sağlamamasına rağmen garip bir zevk verir bizlere. Kendimizi lanetlenmiş o dedikodu meclislerinden bir türlü alıkoyamayız.

Hâlbuki o mecliste işlenen günah, öylesine ağır bir günahtır ki ne akıl ne de kalp onu hazmedebilir. Çünkü hazmedilmesi gereken şey, Rabbimizin ifadesiyle aleyhinde konuştuğumuz kardeşimizin ölü etidir. Tiksinti veren, insanlığımızdan utanacağımız bir durum değil mi?

Birlik ve beraberliğimize darbe vurması yönünden ele aldığımızda, birçok günaha nazaran gıybetin çok daha tehlikeli olduğunu söyleyebiliriz.

‘Burada olsa yüzüne de söylerim’, ‘Ben yalan söylemiyorum ki’, ‘Falancanın öyle bir eksiğini biliyorum, ancak sana asla söyleyemem’ gibi cümlecikler, kendimizi kandırdığımız fakat bal gibi de gıybet olan ifadelerdir.

Yokluğunda bahsi geçen kişinin hoşlanmayacağı her söz ve hareket gıybete girer. Hakkında konuştuklarımızı o arkadaşımıza söyleyip helallik isteyerek ancak kendimizi affettirebiliriz.

Hele hele bir gıybet türü daha var ki yılandan çıyandan kaçar gibi ondan kaçıp sakınmak gerekir. O da bir cemaati, bir partiyi veya bir topluluğu içeren gıybettir.

Ahirette sevaplarını sağa sola dağıtıp iflas eden adamın durumuna düşmemek için çenemize sahip olmalı, bize faydası olmayan lakırdılardan uzak durmalıyız.

Eksik ve kusurları olan arkadaş, dost ve akrabalarımızı en münasip bir dille uyarmalı, problemleri sadece o mesele ile vazifedar insanlarla paylaşarak çözme yoluna gitmeliyiz.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

SİTE HARİTASI