Cevaplar.Org

HATIRALAR VE ÖLÇÜLER-53

AHMED FEYZİ KUL’UN İHLAS KONUSUNDA BİR MİSALİ Aydın’da mukim Cemil Altuğ beyefendi, Bediüzzaman’ın yakın talebelerinden Ahmed Feyzi ağabeyin ihlas konusunda şu misali verdiğini naklediyor;


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2007-05-10 00:23:28

AHMED FEYZİ KUL’UN İHLAS KONUSUNDA BİR MİSALİ

Aydın’da mukim Cemil Altuğ beyefendi, Bediüzzaman’ın yakın talebelerinden Ahmed Feyzi ağabeyin ihlas konusunda şu misali verdiğini naklediyor; “İhlaslı sözler ve işler çiğ buğdaya benzer, ölmemiştir, canlıdır. Toprağa diksen buğday çıkar. Ama ihlassız, gösterişli, riyakarane yapılan işler, hizmetler de kaynatılmış bulgura benzer.Onu toprağa diksen çıkmaz, o çürür.”

AHMED FEYZİ AĞABEYDEN BİR LATİFE

Yine Hacı Cemil Bey anlatıyor: “Burada öğretmen okulundan talebeler vardı. Onları bazen Çamlık’a, Ahmed Feyzi ağabeyin ziyaretine götürürdük.Onun kardeşi Mehmed Emin Kul ağabey çok güzel, samimi ders yapardı. Risalelerden bazı yerleri küçük notlar almış, cebinden çıkarır, okurdu.

Ahmed Feyzi ağabey de, şöyle yaslanır dinlerdi. Dersin sonuna doğru doğrulur; “Maşallah bizim oğlan,(*) ne güzel sen tatlı tatlı konuşuyon yahu. Nerden öğrendin sen bunları, nerden biliyon sen?”derdi.

Biz gülerdik..Mehmed Ağabey gülerek “Yahu, işte Risale-i Nur, ondan biliyom” derdi. Ahmed Feyzi ağabey de “Maşallah! belli canım, kendinden değil” der, gülerdi..

BİR DERS HATIRASI

Cemil Altuğ hocamızın latif bir başka hatırası: 1960’larda Bayram Yüksel ağabey Hacı Bayram Camiinin arkasında bir dershanede kalıyordu. Bir gün Ahmed Feyzi ağabey ile Said Özdemir ağabeyin dershanesindeyiz. Sabah namazını kıldık. Ahmed Feyzi ağabey; “Hadiyin, Hacı Bayram Velinin dershanesine gidelim” dedi.(Ahmed Feyzi ağabey, Bayram ağabeye “Hacı Bayram Veli” derdi.) Gittik, tesbihatı yapmışlar, sabah dersine oturmuşlardı. Orada beş on kardeşle oturduk. Sırayla herkes okuyordu.

Rahmetli Ahmed Feyzi ağabey bazen derste uyuklardı, herhalde şekeri vardı, ondan dolayı. Yaslanırken uyuklayıverdi. Orada bir sağlıkçı kardeşin, daha ilkokula gitmemiş bir oğlu vardı. Bayram ağabey ona işaret ederek yanına çağırdı. Buzdolabından getirdiği bir su dolu naylonu çocuğa verdi, sıkınca su fışkırıyordu. Çocuğa Ahmed Feyzi abiyi işaret etti. Çocuk yavaşca hemen gitti, birisinin arkasına saklandı ve abinin yüzüne oradan su fışkırttı. Hemen uyandı Ahmed Feyzi ağabey. Beş on dakika öyle gitti, yine uyuklayıvermeye başladı. Çocuk da yine suyu fışkırtıverdi. Hemen o zaman uyandı, anladı tabii. Gülerek çocuğa; “Sen ediyon deemi? Sen ediyon, gördüm” dedi.

Bayram ağabey derste uyuyanlara çok kızardı. Bazen elini birbirine vurur, “heyyt uyuman, uyuman” derdi. “Uyuklamak bir hastalıktır. Bu hastalık başkalarına da sirayet eder” derdi. Zübeyir ağabey de uyuyanlara karışmazmış, “onun ruhu lezzetini alıyor, insan rahat olduğu yerde uyur” dermiş, içtihad farkı..

HASAN ATIF EGEMEN AĞABEY

Cemil Altuğ bey aynı zamanda kendisinin hat hocası olan merhum Hasan Atıf Egemen hakkında şunları anlatıyor:(Üstadın talebesi olan Atıf abi 1988’de dar-ı bekaya irtihal etmişlerdi.) “Atıf ağabey burada, Sultanhisar’da dururdu. Esas Sinop’luydu. Atıf abi, Osmanlı zamanında PTT memuruymuş, harf inkilabından sonra memuriyetten ayrılmış. Çok güzel yazısı vardı, Cevşen yazar, satardı. Sultanhisar’da bir odası vardı onun. Bir oda.. odayı perdeyle bölmüş. Hanımıyla gelen arkadaşlar olunca, hanımlar Atıf abinin hanımının yanına geçer, perdenin diğer yanında da Atıf abi ve arkadaşlar olurdu.

Bir soba vardı, iki tarafı da ısıtırdı. Tabii yer tahta olduğu için tahta kurusu olurdu. Atıf Abinin derin bir fincanı vardı, o tahta kurularını tek tek alır, fincanın içine koyardı. Tabii kayıyor,kayınca yukarı çıkamıyor, fincanda hapsoluyor. On beş yirmi tane oldu mu “Hocam, netçen bunları?” deyince, “dur hele bizim oğlan, dur bakalım” derdi. Ders bitince kavanozu alır, bahçeye çıkardı, ta bahçenin köşesine o tahta kurularını dökerdi,

öldürmezdi. “Üstad hapishanede bunları öldürmeye müsaade etmezdi” derdi. “Öyle tahta bitini öldüren ileride kedi öldürür, köpek öldürür, sonra daha büyüğünü öldürür. Daha büyüğünü öldüren insanı öldürmeye kalkar, böyle sırayla gider bunlar. Bu bakımdan üstad hazretleri sinekleri, tahta bitlerini öldürmezdi” Zaten birini öldürünce, hapishananede onun kan kokusuna ötekiler gelir, öldüreni sabaha kadar ısırır, öldürdüğüne pişman eder” derdi.

ATIF EGEMEN AĞABEYİN İSTİĞNASI

Atıf Egemen ağabeyin istiğna düsturuna riayetini, talebesi Cemil Altuğ bey şöyle anlatıyor: “Buraya yazı öğretmeye gelirdi. Bir torbası vardı, torbanın içerisinde kaynamış patates, çökelek, zeytin ekmek vs, koyar, kaldığı sürece bunlkarı yerdi. “Ya ağabey, gidelim evde yiyelim” derdim. Bal baklavası yapsan evlere, davetlere gitmez, dershanede oturur, kendi getirdiklerini yer, minnet altına girmezdi. Çok ihlaslı bir ağabey idi, İzmir’de vefat etti. Allah rahmet eylesin.

REFET BARUTÇU AĞABEY VE BİR DERS HATIRASI

Cemil Altuğ bey anlatıyor: Ben, İlahiyatı Ankara’da, dışarıdan bitirdim. Eski Emek diye bir yer var, İlahiyata yakın, orada bir dershanede kalıyordum. O zaman Bayram ağabey Ankara’daydı. Sık sık dershaneleri kontrol ederdi. Her dershanenin kendisinde anahtarı vardı, ansızın çıkar gelirdi.

Bazen diğer dershanelere derse giderdik. Kocatepe’de, Diyanetin yakınlarında Kocatepe dershanesi vardı. Bir gün oradayız. Baktım yaşlı birisi geldi. İlk defa görüyorum, “Refet ağabey” dediler.

Refet ağabey İstiklal harbine girmiş, Sakarya, Dumlupınar harplerine katılmış, yanındaki askerler de Yozgat’lıymış. Yozgatlıların çok cesur olduğundan bahsederdi. O dershanede Yozgatlı kardeşler çoktu. Hemen etrafına toplanırlar “Abi şöyle mi oldu, abi böyle mi oldu” diye harp hatıralarını anlattırırlardı.

Bir gün Bahçelievler’de bir dersteyiz. Refet ağabey ve Bayram Yüksel ağabeyler de vardı. Biri ders okumaya başladı. Biraz sonra Refet ağabey “dur bakalım” dedi. “Sen ne okuyorsun kardeşim” diye sordu.

-Abi, Risale-i Nur okuyorum.

-Eee, söylesene canım..derse yeni gelen biri vardır. Senin ne okuduğunu bilmez. “Risale-i Nur’u okuyorum” desene canım “dedi.

Kardeş “Risale-i Nur okuyorum” dedi, devam etti. Refet ağabey yine “dur bakalım” dedi. Sordu; “Risale-i Nur’dan hangi kitabı okuyorsun sen

-Mektubat’ı okuyorum.

Arkadaş yine okumaya başladı. Refet abi “dur” dedi. “kaçıncı metubu okuyorsun?”

-19. Mektubu okuyorum.

-Söyle..

Kardeş kitabı eline aldı, “Kardeşler! Risale-i Nur Külliyatından, Mektubat isimli kitabın 19. mektubunu okuyoruz”dedi. Refet ağabey “hahh şimdi oldu, başla” dedi.

Refet ağabey sonra “Neden böyle biliyor musunuz?” dedi. “Şimdi, ilk defa buraya gelen Risale-i Nur’u duyar, Mektubat ismini de duyar. Daha önce gelenler ise, “falan zaman Bahçelievler medresesinde 19. mektup okundu, falan kardeş okudu” diye, aklına, beynine ve ruhuna özel olarak girer, bunu söylemekte fayda vardır, kayıt altına alınır böyle dedi.”

*Ege havzasında, Konya gibi yerlerde sık kullanılan bir tabir.

Fotoğrafları olan zatlar

1-Ahmed Feyzi Kul

2-Ahmed Feyzi Kul ve Mehmed Emin Kul

3-Bayram Yüksel

4-Refet Barutçu

5-Hatıraları bize anlatan emekli öğretmen Cemil Altuğ

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-2

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-2

Sonra tekrar Van’dan Bitlis’e geldi. Onun hayatının geniş şekli yazılıdır.(bkz. Tarihçe-

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-1

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-1

Değerli ziyaretçilerimiz! Yeni bir hizmetimizi sizlere arz etmekle mesruruz. Geçen günlerde değ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

Merhum Ali Uçar Bey bir sohbetinde anlatıyor; “Ali Sert Hocamdan dinlediğim şu hatırayı, Kon

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz, edep, nezaket, tevazu timsali çok kıymetli bir insan-ı kâmi

BİR AVUKATIN HATIRALARI

BİR AVUKATIN HATIRALARI

Kıymetli ziyaretçilerimiz, aşağıda nakledeceğimiz hatıralar, Mutlakıyet, Meşrutiyet, Cumhu

SAİD HALİM PAŞA VE BEDİÜZZAMAN'LA İLGİLİ BİR HATIRA

SAİD HALİM PAŞA VE BEDİÜZZAMAN'LA İLGİLİ BİR HATIRA

Güngörmüş, gün geçirmiş zatların yanında insanın ya bir not defteri olmalı veya bir kayı

SUNGUR AĞABEY’DEN AHMED FEYZİ KUL AĞABEY İLE ALAKALI ANILAR

SUNGUR AĞABEY’DEN AHMED FEYZİ KUL AĞABEY İLE ALAKALI ANILAR

Sungur Ağabey anlatıyor: ‘Ahmet Feyzi Ağabey hapiste iyice hırslanmış, Temyiz’e layiha ya

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’I AĞLATAN RÜYA

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’I AĞLATAN RÜYA

Hafız Rıza Çöllüoğlu, değerli bir büyüğümüz. Muradiye Vakfının kurucularından olan Ho

MOLLA VAHDEDDİN KÜFREVİ’DEN HATIRALAR

MOLLA VAHDEDDİN KÜFREVİ’DEN HATIRALAR

Şeyh Muhammed Küfrevi hazretlerinin torunlarından Vahdettin Küfrevi Efendi'nin hatıraları

TAHİR BÜYÜKKÖRÜKÇÜ HOCAEFENDİ VE BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ

TAHİR BÜYÜKKÖRÜKÇÜ HOCAEFENDİ VE BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ

Abdurahman Büyükkörükçü hocamızla 29.06.2011 tarihinde Konya Erenköy’deki evlerinde kısa

İMANIN TEZAHÜRÜ

İMANIN TEZAHÜRÜ

Biz bu yazımızda Üstad Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayatında da neşredilen bir kahramanlığ

Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.

SAFF, 3

GÜNÜN HADİSİ

"Şekavet sahibi Allah'a yakındır, insanlara yakındır, cennete yakındır, cehennemden uzaktır. Cimri ise Allah'tan uzaktır, insanlardan uzaktır, cennetten uzaktır, cehenneme yakındır. Cahil şekavet sahibini Allah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever."

Tirmizi, Birr 40, (1962)

TARİHTE BU HAFTA

*I.Dünya Savaşı Sona Erdi(11 Kasım 1918) *Bolu-Düzce-Kaynaşlı Depremi(12 Kasım 1999) *Mehmed Zahid Kotku Hz.lerinin Vefatı(13 Kasım 1980) *K.K.T.C Kuruldu(15 Kasım 1983) *Muhyiddin-i Arabi Hz.lerinin Vefatı(16 Kasım 1240)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI