Cevaplar.Org implant

BİRBİRİMİZİN DERDİYLE DERTLENİYOR MUYUZ?

Toplumu ayakta tutan ve onun varlığını devam ettiren faziletlerin başında, emr-i bi’l-marufun yapılması gelir. Nitekim başta Rabbimiz olmak üzere Peygamber Efendimiz


Ali İhsan Er

aliihsaner@hotmail.com

2006-08-14 14:14:48

Toplumu ayakta tutan ve onun varlığını devam ettiren faziletlerin başında, emr-i bi’l-marufun yapılması gelir. Nitekim başta Rabbimiz olmak üzere Peygamber Efendimiz, iyilik yolunun tutulup teşvik edilmesini, kötülükten sakınılmasını ve insanların da sakındırılmasını emrediyor. Bu yapılmadığı zaman, yavaş yavaş bir gerileme başlar ve bu gerileme gider tükenişle neticelenir. Böyle bir duruma düşmemek için, metafizik gerilimin en üst seviyede korunması gerekir.

Sözün özü müminin dopdolu bir gönül ve göze sahip olması ve gözün ve gönlün, günahlara karşı kapalı olması gerekir. Gönlü ve gözü arınan bir ferd, cemiyetine dıştan gelip girecek ve onu yıkıp yok edecek tehlikeler karşısında, hudutta nöbet bekleyen bir asker gibidir. O’nun için Allah Rasulü (s.a.s.) bir hadislerinde, “İki göz var ki, ateş onlara isabet etmez (yani o iki göz cehennemi görmez). Birisi, geceleri kalkıp çağlayanlar gibi Rabbin huzurunda yaş döken, secadesini ıslatan ve her ahında binlerce ummanı mevcelendiren kişinin gözü. İkincisi de, memleketine sızma istidadında olan tehlikeler karşısında, gözüne kırpmadan nöbet bekleyen kişinin gözü.” (Bkz. Tirmizi, Fezâilü'l-Cihad, 12) buyurur. İşte bu iki göz bir araya gelince, gözün hakkı verilmiş olur.

Ne kadar duyarlıyız?

Müminler birbirine kurşunla tesbit edilmiş duvar gibidirler. Onları birbirinden söküp koparmak ve bu seddi bozmak mümkün değildir. Ancak onları birbirine bağlayan bağlar, fesada uğradığında bu binada da yıkılma olur. Sosyal hayatları itibariyle mü'minler, yekvücud bir cesed gibidirler. Kıbleleri bir, Rab'leri bir, dinleri bir, Peygamberleri bir, dava ve düşünceleri bir, binler kadar bir bir... Bütün bu bir birler, onları en sağlam esaslarla yekvücud haline getirmektedir. Nitekim Efendimiz (s.a.s.), “Mü'minler birbirleriyle olan alakalarında kurşundan yapılmış bir bina gibidir. Birbirlerini takviye edip kuvvetlendirirler” (Buhari, Salat 88) buyurur. Yani mü'minler, mürüvvetli hareket etme, insanca davranma, birbirinin dertleriyle dertli ve sevinçleriyle sevinçli olma, elemlerini beraber yaşama, dünya ve ukba keyfini beraber çıkarma gibi hususlarda bir vücudun uzuvları gibidirler.

Uzuvlardan birinde bir arıza olduğunda, yani ferd bozulmaya yüz tuttuğu, aile dejenerasyona maruz kaldığı, sokak kirlendiği, sosyal yapıda herhangi bir arıza baş gösterdiği zaman, cesedin sair uzuvlarındaki çağrışımla bir ağrı ve sızı hissetme ve çağrışım oluverir. Yani bütün organizma o ağrı ve sızıyı duyar.

Birbirimize kenetlenelim

İşte her mü'min ferdin, cemiyetle olan alaka ve bağı budur. Böyle bir cemiyette ferd, meydana gelen arızalarla iki büklüm olarak, mensub olduğu cemiyet uğruna kendini bir mum gibi eritir. Zaten cemiyet insanı, milletini ve topyekün insanlığı sevince, nebiler gibi bütün zevk ve sefasını terk ederek, maddî manevî hazlarını da cemiyeti adına feda eder. Ve işte bu meyanda mensub olduğu milleti adına, ömrü boyunca dertlenip ızdırap çekmiş bir gönlün yanık ve unutulmaz sözleri: “Milletimin imanını selamette görürsem, cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım; çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül gülistan olur...” Bu sözler cemiyet adına erimenin ve ferdin tamamen şahsî zevk ve arzulardan vazgeçerek kendisini cemiyete vakfetmenin ifadeleridir. Ferdler, maddî-manevî bu seviyeye ulaştığı zaman sosyal yapı, birbirine kenetlenecektir.

Ruhumuza ve kalbimize çarpan dış dünyanın menfilikleri karşısında, mânevî varlığımızın bozulmaması, hattâ giderek gelişmesi için, sürekli ve şuurlu bir cehd ve gayret göstermemiz, birbirimize taşları birbirine madeni bağlarla kenetlenmiş duvar gibi (bünyan-ı marsus) tutunmalı, birbirimizin dertleriyle dertlenmeli ve sevinçleriyle sevinmeliyiz.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

DİĞER YAZILAR

Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl!

Furkan, 74

GÜNÜN HADİSİ

"Kim alim geçinmek, sefihlerle münazara yapmak ve halkın dikkatlerini kendine çekmek gibi maksadlarla ilim öğrenirse Allah o kimseyi cehenneme atar."

Tirmizi, İlm 6, (2666)

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI