Cevaplar.Org

İHTİYAR YAŞLI ADAM VE İKİ KADIN

Hz. İbrahim, uzun zamandır görmediği oğlu, Hz. İsmail’i ziyaret maksadıyla Mekke’ye gelmeye karar vermişti. Mekke’de yaşayan Hz. İsmail, oranın halkı tarafından çok sevilmekteydi


M. Ali Nefer

malinefer@mynet.com

2006-07-28 18:54:32

Hz. İbrahim, uzun zamandır görmediği oğlu, Hz. İsmail’i ziyaret maksadıyla Mekke’ye gelmeye karar vermişti. Mekke’de yaşayan Hz. İsmail, oranın halkı tarafından çok sevilmekteydi. Hz. İbrahim Mekke’ye geldiğinde gördüğü ilk kişiye oğlunun evini sordu. Adam evi tarif etti. Hz. İbrahim adamın tarif ettiği eve vardı. Kapıyı çaldı. İçeriden asık yüzlü bir hanım çıktı. Bu hanım, Hz. İsmail’in eşiydi. Ancak çok geçimsiz ve huysuz bir insandı. Hz. İsmail’e asla layık bir hanım değildi. Hz. İsmail eşinin düzelmesi için çok uğraşmış, çok sabretmişti ama nafileydi. Huylu, huyundan vazgeçmiyordu. Hz. İsmail’e de sabretmek düşüyordu.

Hz. İbrahim, kapıdaki kadına,

- İsmail evde yok mu, dedi. Kadın, sert bir ifadeyle,

- İsmail evde yok. Rızkımızı kazanmaya gitti, dedi. Hz. İbrahim, kadına,

- Durumunuz nasıl, geçiminiz iyi mi, diye sordu. Kadın halinden şikayet ederek şöyle dedi:

- Çok dardayız, kıt kanaat geçiniyoruz. Bunun üzerine Hz. İbrahim,

- İsmail geldiğinde ona ihtiyar bir adamın kendisine selamı olduğunu söyle. Ayrıca kendisine hatırlat, kapısının eşiğini değiştirsin, diyerek Mekke’den ayrıldı.

Hz. İsmail evine döndüğünde evdeki güzel kokudan babasının geldiğini anlamıştı. Çok heyecanlandı. Ancak evde eşinden başka kimsecikler yoktu. Eşine,

- Bugün evimize gelen oldu mu, diye sordu. Kadın,

- Evet, garip bir ihtiyar geldi. Seni sordu. Ben de evde olmadığını söyledim. Sonra geçimimizi sordu. Ben de zor durumda olduğumuzu ve kıt kanaat geçindiğimizi söyledim. Ha, bir de ayrılırken, “Kocana söyle, kapısını eşiğini değiştirsin” dedi.

Hz. İsmail babasının kendisine verdiği mesajı almıştı. Babasının bu ifadelerinden eşinin hayırlı bir kimse olmadığını ve ondan ayrılmasının hayırlı bir karar olacağını anlamıştı. Zaten eşiyle arasındaki problemler de çekilmez hale gelmişti. Bu işi uzatmanın daha fazla manası yoktu. Bunun üzerine Hz. İsmail eşinden boşanıp başka bir hanımla evlendi.

Aradan bir hayli zaman geçmişti. Hz. İbrahim tekrar oğlunu ziyaret etmeye karar vermişti. Mekke’ye geldi ve oğlunun evini buldu. Kapıyı çaldı. Bu sefer karşısına başka bir hanım çıkmıştı. Hz. İbrahim,

- İsmail evde yok mu? Kendisiyle görüşmek istiyorum, dedi. Kadın,

- İsmail evde yok amca. Ben eşiyim. Çarşıya, rızkımızı kazanmaya gitti, dedi.

Kadının hal ve tavırları, ağır başlılığı Hz. İbrahim’in dikkatinden kaçmamıştı. Neden sonra şöyle bir soru sordu:

- Kızım, durumunuz nasıl, geçinebiliyor musunuz? Kadın,

- Rabbimize hamd ü sena olsun. Bolluk ve bereket içindeyiz. Verdiği nimetlerin şükründen aciziz, diye cevap verdi ve sözlerine şöyle devam etti:

- Yoldan geldiğiniz belli. Size bir şeyler ikram edeyim. Hem karnınızı doyurun, hem de biraz dinlenin. Siz burada beni bekleyin.

Hz. İsmail’in eşi karşısındaki zatın kayınpederi olduğunu bilmiyordu. İçeriden yiyecek bir şeyler getirdi. Hz. İbrahim onları yedi ve dua etti. Ardından kadına şunları söyledi:

- Allah razı olsun kızım. Daha fazla kalamayacağım. Kocan geldiğinde ona söyle, kapısının eşiğine sahip olsun, onu hoş tutsun.

Daha sonra Hz. İbrahim yola koyuldu. Aradan birkaç saat geçmemişti ki Hz. İsmail evine gelmişti. Daha kapıdan girmeden bahçede güzel bir koku hissetmişti. Bu koku babasına aitti. Hemen hanımına,

- Bugün eve gelen oldu mu, diye sordu. Hanımı,

- Evet, bir ihtiyar adam geldi. Seni sordu. Ben de evde olmadığını söyledim. Daha sonra bir sıkıntımız olup olmadığını sordu. Ben de huzur ve bolluk içinde olduğumuzu anlattım. Kendisine bir şeyler ikram ettim. Çıkarkan de bana, “Kocana selam söyle. Kapısının eşiğine sahip olsun onu hoş tutsun” dedi. Bu sözden ne kast ettiğini anlamadım. Sence ne demek istemiştir, dedi. Bunun üzerine Hz. İsmail şunları söyledi:

- Hanımım! O ihtiyar adam benim babamdı. Kapımın eşiği de sensin. Bana seni hoş tutmamı, seninle iyi geçinmemi, seni üzmememi tembihlemiş. Demek ki babam seni sevmiş ve senden razı olmuş. (Buhari, 3184)

Hikayeden çıkarılacak bazı dersler

1. İnsan, kapısına gelen misafiri hoş karşılamalı, ona izzet ve ikramda bulunmalıdır. Nitekim Peygamberimiz bir hadislerinde misafire iyi davranılmasını ve ona ikramda bulunulmasını istemektedir. Asık bir çehre, memnuniyetsizliği ortaya koyan hal ve tavırlar misafiri üzer. Bir mümin, böyle davranışlardan uzak durmalıdır.

2. Her anne ve baba çocuğunun iyiliğini düşünür. Evladına bir zarar gelmesini istemez. Bu yüzden evladının yanlış yolda olduklarını düşündüklerinde onu uyarırlar. Bu durumda evlat, anne ve babasının istekleri dine uyuyorsa onu yerine getirmelidir. Netice itibariyle bir meselede başta Allah’ın rızası olmak üzere anne ve babanın da rızasını alan evlat, hüsrana uğramayacaktır.

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

aysunhocca, 2015-11-29 07:15:21

Bencede doğru söylüyoraunuz çocuklar katılıyorum

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

esengül özer, 2006-11-19 00:18:10

selam ibrahim ve ismail peygamberlerin üzerine olsun .halil ibrahimin yaşayışı tabikide bizlere ders verecektir.onlar bizlere rehber olmuşlar bizlerde yolcusuu...bu yolda gidenlere selam olsun

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

ahmet, 2006-08-26 10:38:22

gayet güzel zaten öyle büyük zatlardan böyle olmaları beklenir ALLAH bizede onlar gibi olmayı nasıp eylesin

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

KUR’AN’IN ANLAŞILMASINDA SÜNNETİN YERİ-2

2. Açık Olmayan Ayetlerin Varlığı Kur'an-ı Kerim, bizzat kendisi, âyetlerini "muhkem" ve "m

Maide-7

"Allah'ın, üzerinizdeki nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizden aldığı ve kendisiyle sizi bağladığı ahdini hatırlayın. Allah'tan korkun, çünkü Allah göğüslerin özünü çok iyi bilir."

GÜNÜN HADİSİ

Hikmetli söz, müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa almaya en layıktır.

Tirmizi, İlim, 19.

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI