Cevaplar.Org

PİERRE LOTİ’NİN BİR YAZISI


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2005-10-19 19:20:49

Pierre Loti, ünlü bir Fransız yazar olup, Fransız Akademisi üyesi ve vefalı bir Türk dostudur. Türk tarihinin karanlık günlerinde Fransa’nın en büyük gazetelerinde milletimizi savunmuştur.18 Mart 1919 tarihli “Le Figaro” gazetesinde “Plaidoyer pour les Turcs” başlıklı yazısını aynen naklediyoruz:

Biz Kırım Savaşından bu yana Türk milleti için ne yaptık? En amansız düşmanlarıyla bir olmaktan, onları en amansız düşmanlarıyla bir olmaktan, onlarıyla en ağır tavizleri vermeye zorlamaktan, üstelik bütün gazetelerimizde onlara hakaretler yağdırmaktan başka ne yaptık?

Bugün çaresiz bir durumda olan bu eski müttefiklerimiz 1. Francois’ten beri dostluklarına sadık kalmışlardır. Ama biz bunu inkâr ediyoruz. Asırlardan beri kendilerini ezmeye çalışan Rus devinin tehditlerinden kurtulmak için yakaladıkları fırsatı, şüphesiz tek fırsatı değerlendirmek için kendilerini Almanya’nın kollarına attı diye, bütün bunları bilmezlikten gelerek onlara kızıyoruz. Bize ne mecburiyetleri, ne borçları vardı, söyler misiniz?

Ama Şark iftirası yapacağını yapmış, eserini tamamlamıştır. Şimdi Batı’da ve hatta bizde, Türkler kanun dışı paryalar olarak görülüyor ve Barış Konferansında yalnız o iftiracıların nutukları dinleniyor. Türkler öz vatanlarında, tam bir dil ve din birliği içinde, erdem ve namusu ile yaşayan ezici bir çoğunluk değil midir?

Gerçekten onları umutsuz bir eyleme itmekten ve bu suretle onların yurdunda iğrenç oyunlarını sürdüren kışkırtıcı ajanların safında yer almaktan korkmalıydık.

Türklerin savaş sırasında bile bize karşı yaptıkları iyiliği, istisna davranışı ancak kötü niyetliler inkâra cüret edebilirler. Ve bizim nasıl teşekkür ettiğimize bakın!

Ah, ah! Kahraman deniz subaylarımızdan birinin uzun mektubunu ne büyük bir heyecanla okudum! Kumanda ettiği şanlı savaş gemisi her taraftan isabet alarak batmış. Ağır yaralı kumandan, boğulmaktan kurtulan yine ağır yaralı ve bitkin diğer denizcilerle su üstündeki döküntülere tutuna tutuna kıyıya doğru yüzmeye başlamışlar. O zaman Türkler, Almanlar gibi davranıp onları mitralyöz ateşine tutmamışlar., çıkabilecekleri uygun kumsalı göstermişler. Kayık olmadığı için suya girip yaralılarımıza yardım etmiş, kıyıya çıkarmışlar.

Sonra da müfrezenin kumandanı olan Türk subayı gelip askerce selamlamış onları. Subayından en küçük erine kadar dostça ellerini sıkmış, şerefli asker muamelesi yapmış onlara. Daha sonra Fransızca olarak, üç renkli sancağımızı taşıyan gemiye ateş etmek zorunda kaldığı büyük üzüntü duyduğunu söylemiş.

Elimde katliam kışkırtıcılarının, Ermenilerin dünya savaşı başlarken Anadolu’da yaptıklarını anlatan çok kabarık dosyalar var. Kontrol edilmiş, imzalanmış, tekrar tekrar doğruluğu onaylanmış dosyalar…

O zaman Ermeniler Osmanlı tebası idi, tam bir huzur içinde yaşıyorlardı. Buna rağmen Rus işgal kuvvetlerine katılmakta asla tereddüt göstermediler. Şehirlerde ve köylerde Türk evlerini düşmana göstermekle kalmayıp bu evleri ilk yakanlar, olanca güçleri ve acımasızlıklarıyla işkence edenler, katliam yapanlar onlar oldu.

Dünyada hangi millet vardır ki, öz yurdunda ve savaş ortasında, böylesine ağır suç işleyenleri, bu ihanetleri, şiddetle cezalandırmasın?

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

Ayşe Koçer, 2008-07-04 03:23:32

Çok güzel bir yazı

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örteriz ve sizi ağırlancağınız şerefli bir yere yerleştiririz.

Nisâ, 31

GÜNÜN HADİSİ

Allah'ın en sevdiği isimler

Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah'ın en ziyade sevdiği isimler Abdullah ve Abdurrahman'dır." Müslim-Edeb:2 Ebu Davud-Edeb:59

TARİHTE BU HAFTA

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI