Cevaplar.Org

Osman DEMİRCİ Hocaefendi ile Röportaj

TAKDİM Onu İstanbul camileri yakından tanır. 34 senedir İstanbul cami kürsülerinde sevenleri ile buluşan, onları incitmeden, sevdirerek, ümit aşılayarak ve uzun,


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2003-10-17 23:15:59

TAKDİM

Onu İstanbul camileri yakından tanır. 34 senedir İstanbul cami kürsülerinde sevenleri ile buluşan, onları incitmeden, sevdirerek, ümit aşılayarak ve uzun, tatlı duaları ile irşad eden bu nur yüzlü zat ile hatıralarından bir nebze takdim niyetiyle görüşmek arzu ettik. Kırmadılar, o tatlı, samimi ifadeleri ile ve Alvarlı Hâce Muhammed Lütfi Efendi'den gönle işleyici şiirlerle çok hoş hatıralar anlattılar.(Şiirleri kaydetmedik) Kendilerine bir kere daha teşekkür ediyoruz… Saygılarımla.

-Alvar İmamı ile tanışmanızı anlatır mısınız?

-Esasen 1950'de askerden terhis olduktan sonra Erzurum'da Arapça tedrisata, Arapça okumaya başlarken ilk o zatı ziyaret ettik. Ziyaret sırasında hayalimin üstünde bir zat gördüm. Karşımda, ayın on beşi gibi bedirlenmiş, beyaz sakalı, nurani simasıyla, şahsiyeti mükemmel bir insan çıktı. Ben hayalimde "Asr-ı Saadetten sonra, sahabe-i kiramdan sonra Kur'an-ı Kerimin emirlerine kayıtsız şartsız tâbi olan, yaşayan acaba bir Müslüman var mı? diye hayal ederken, o zatı görünce, baktım ki, sanki sahabeden bir zat geriye kalmış…Bin barekallah…

Her haliyle böyle… İslam'ın bütün güzelliklerine ayine, İslam'a karşı olan bütün hadiseler karşısında ateş gibi yanıyor. Gece-gündüz Kur'an, iman, Resulullah diyerek hayat geçiriyor. Etrafına gelenlere bir taraftan ümit veriyordu. Diğer taraftan hadiseleri şiirleriyle dile getiriyordu.

-Alvar'lı Efe hazretleri Küfrevi hulefasından değil mi hocam?

-Evet, Muhammed Küfrevi'den, Kasım Küfrevi'nin dedesinden…Tabi o(Efe hazretleri) gençliğinde de büyük bir zat imiş…Babası Hüseyin Efendi de, Erzurum'da Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermeniler tarafından şehid olmuş, o da meşayihten, evliyaullahtan büyük bir zat. Hüseyin Efendi oğlunu 17 yaşlarındayken Bitlis'e götürmüş, Muhammed Küfrevi hazretlerinin dergahına… Bitlis'te dergahın etrafında binlerce insan bekliyor. Ne zaman ziyarete kabul edilecek? O da bir tarafta oturuyor. Bir bakıyorlar ki, dergahtan bir adam çıkıyor ve diyor ki: "Erzurum'lu Hüseyin Efendi hocanın mahdumu Muhammed Lütfi Efendi kim?" Buyur ediyorlar. Kendi anlattı, Allah şefaatlerini nasip eylesin; "İçeri girdik, oturduk" dedi, "Öyle bir nazar etti ki, başım sanki semalara değdi."

- Muhammed Lütfi Efendinin yaşantısı nasıldı?

- Sahabe gibi bir hayat yaşardı. Zaten ben onu görünceye kadar "Kur'an-ı Kerim'e göre yaşayan acaba bu zamanda kamil Müslüman var mı? diye düşünürdüm.Görünce dedim: "Haza abdun min Abdullah. Veliyyun min evliyaullah" Kendisi beğendiği zatı öyle tarif ederdi; "Allahın kullarından bir kul ve velilerden bir veli"…Yatsı namazını dergahta ben kıldırırdım.Hafızım, müezzinim aynı zamanda Ulu Camide…Sağ tarafımda dururdu, elini omzuma koyar, kıbleyi düzenlerdi. Çok iltifatı vardı, "müezzin efendi" diye… Sohbet esnasında, doksan yaşında olmasına rağmen bir delikanlı gibi dinç, Hatm-i Hacede Silsile-i âliyeyi ezbere okurdu. Ta Resulullah(SAV)'dan başlayarak o silsileyi son şeyhe kadar bütün bağışlaya bağışlaya gelirdi. Fesuphanallah, nasıl bir hafıza? "Resulullah Muhammed Mustafa'dır.

Veliyullah Aliyyül murtezadır.

Veliler ekberi Sıddık-ı Ekber,

Anı tasdik eder zat-ı peygamber.

Ömer'dir şems-i eflak-ı adalet,

Eder izhar-ı İslam'a delalet.

O Zinnureyn Hak yar-i Osman,

Güneş gibi yüzünde nur-i Rahman.

Resulullah dedi; Selman-ı Faris,

Benimdir, emreder nur-il mecalis. ,

Radıyallahu anhum her dü alem

Ve nur-i Seyyid-i Evlad-ı Adem.

İlahi, ez kerem bab-ı keremkün

Kabulü bab-ı dergah-ı haremkün."

--Hocam, Nurları ne zaman tanıdınız?

-Kırkıncı hocayla tanışırdık. Onlar zaten komşu köylümüz. Aynı zaman da babamız babasıyla dost. Fakat o Risale-i Nurları çok erken tanımıştı. Onların medrese hocası ayrı. Onlar Müftü Efendi(Solakzade Sadık Efendi)den okumuşlardı. Daha önce de Hacı Faruk Efendiden… Hocalarımız ayrı olsa da görüşür, selamlaşırdık. "Bunlar nur talebesi" derlerdi. Muhammed Şergil Efendi ile beraberlerdi. Şergil, Erzurum'un ilk nur talebelerindendi. Murad Paşa camiinin yanında onun bir terzi dükkanı vardı. Orada takke filan yapıyordu. Orası adres yeri o zaman. El yazısıyla risaleler oraya gelir, teksirler oraya gelir, oradan dağıtımı yapılırdı.

Daha sonra 1955'ten itibaren ben merkez vaizi oldum. Vaazlarım da biraz müessir. Tabi o zaman Menderes'in-Allah Rahmet eylesin- gelişiyle yeni bir devir başlamıştı. Kur'an Kursları açıldı. Ezanlar yeniden okundu

elhamdülillah. Medreseler tekrar açıldı. Memlekete bir canlılık geldi. Ben de o zaman gencim. Ateşli vaazlarımız oluyor. Camide yer bulunmuyor. Halk partililer çok rahatsız oluyor. O zaman biz de Üstadın ölçülerini bilmiyoruz, veryansın ediyoruz. Millet zaten dolmuş senelerdir. Ben "Bu dine el uzatanları Allah kahreylesin" deyince cemaat içten "Amin" diye bağırıyor, Halk partililer ise kıvrım, kıvrım… "Hımm.. dur bakalım der gibi…"

Onun için, 60 İhtilali olunca hemen bizi hapishaneye gönderdiler. Nur talebelerinden de gelip bizim vaazlarımızı dinleyenler vardı. Mesela Sezai Postacı var. O zaman yedek subaydı. Çok samimiyetimiz vardı. Bana eserleri verdi. Hiç okuma ihtiyacı duymadım ben. Niçin? Çünkü ben o zaman Bediüzzaman hazretlerini Türkçe İlmihal yazan bir Hocaefendi zannederdim. Efe hazretleri de bazen sorardı: "Oğul, o Bediüzzaman'dan ne haber? Gazeteler ne yazıyor?" diye ondan haber sorardı. Hulusi beyden bahsedilirdi. Albay Hulusi Bey o zaman Kars'ta Şube reisi idi. Gelip gidişte ondan bahsedilirdi.

-Alvar imamının da bir teveccühü var değil mi Bediüzzaman'a?

-Tabi, tabi. Zaten o meşgul oluyordu, soruyordu. Hulusi Bey ile de selam getirip götürüyorlarmış, sonra öğrendim.

-İlk olarak Risale-i Nur'u nerde duydunuz?

-Esasen Risale-i Nurun ismini ben ilk 47'de askerde işittim. Bir asker arkadaşımız vardı. Aslen İnebolulu, Hafız İhsan isminde. Güzel Kur'an okuyor, İstanbul'da talim yapmış, sesi güzel. Böyle bir aşk ve muhabbeti var. Ben de askerde çavuştum, onu himaye ediyordum. Bir gün dedim ki: "İhsan, ben de hafızım, ama sende başka bir hal görüyorum. Maşallah bir aşkın var, muhabbetin var. "Çavuşum" dedi, "Risale-i Nur'u okuyacaksın" Sanki yeşil bir damla kalbime aktı. Bu Risale-i Nur nedir?, nerde alınır, satılır? demedim ama, öylece oturdu kalbime…

-İsterseniz Hapis günlerinize dönelim…

-60 İhtilali olunca Erzurum nur talebelerini de hapse koydular. Bir grubu Kırkıncı Hoca ile birlikte Sivas'a gönderdiler. Biz ise Erzurum'da kaldık. Bir ay askeriyede kaldık, Kars kapı'da. Beraber kaldığımız Nur talebelerinin hali bana çok tesir etti. Gayet samimi, hiç o hadiselerden etkilenmeyen, sanki bir medreseden bir medreseye gelmiş gibi yine ihlasla ibadetlerini yapıyorlar, Kur'anlarını okuyorlar, Kur'an okumayı bilmeyenlere öğretiyorlar tatlı tatlı…Hiç endişeleri yok, kadere teslim olmuşlar.

Ben o zaman düşündüm; ben merkez vaiziyim. Bunlar benim vaazlarıma gelen insanlar. Ama bunların buradaki ihlaslarına bakınca, kendi kendime dedim; "Bu eserlerde ayrı bir nakış var, bir cazibe var. İnşallah buradan çıkarsam bu eserleri okumaya devam edeceğim, istifade etmeye çalışacağım" Orada Cenab-ı Hakk lütfetti, hapishane anahtar oldu bize… Orada onlarla samimi olarak başladık hizmete. Namaz kıldırdık, namaz kılmaya teşvik ettik. Hapishane cennet bahçesine döndü adeta. Gayet güzel, cemaatle namaz kılıyoruz. Hapishane bahçesinde 540 kişiyle namaz kılmaya başladık. Bahçede volta atanlar gelirler; "Hocam ne yapalım?" Deriz; "Biner defa La ilahe illallah deyin. Orası bir oğul başlar "La ilahe illallah. La ilahe illallah" Her gün üç-beş de hatim oluyor. Hatim okuyanlar da çoğaldı. Her gün hatim duası da yapıyoruz, ikindi namazından sonra… Hapishane müdürü bu durumdan çok rahatsız oluyordu. Bir gün biz dua ederken Jandarma Albayıyla, savcıyı getirmiş, demiş: "İşte gördünüz, bunlar burayı tekkeye çevirdiler." İşte böyle, hapishanede Risale-i Nur'un ehemmiyetini idrak ettik, Elhamdülillah.

Daha sonra mahkemede, ilk önce bizim beş sene hapsimizi isteyen savcı sonradan beraatımızı talep etti, üç ay sonra çıktık.

-Hapisten sonra hizmetler nasıl sürdü?

-Çıktıktan sonra ben evvela Narmanlı Camiinde vaaz ediyordum, aynı zaman da imam idim. Hapishaneden sonra ilk beş ay vazife vermediler. Daha sonra Ankara'ya geldik. O sırada Ömer Nasuhi Efendi-Allah Rahmet eylesin- Diyanet Reisiydi. Cemal Gürsel'in isteğiyle mecburen Diyanet İşleri Reisi olmuş. Cemal Gürsel onun köylüsüydü. "Beni zorla getirdiler oğul" dedi. "Benim bu yaştan sonra burada ne işim var?" demişti. Zaten O(Ömer Nasuhi Efendi) da sahabe gibi bir insan. Aynı zaman da Evlad-ı Resul, peygamberin torunlarından…

-Allah Allah! Bunu yeni duydum.

-Tabi…Bunu kendisi bizzat anlattı. "Biz Nakib-ül Eşrafız" dedi. Nakib-ül Eşraf Hz. Hasan'ın soyundan gelenlere deniyor. Zaten belliydi. Nasuhi hocayı ziyaretimizde dedik: "Hocam vazife vermiyorlar." Devlet bakanına telefon açtı; "Beraat etmiş bu insanlar, mağdur olmasınlar" dedi. Hülasa, bizi Derviş ağa Camisine verdiler. Karanlık Kümbetin karşısında.

Gittin mi Erzurum'a?

-Yok

-Ben oraya imam, aynı zaman da vaiz oldum. Onun karşısında Kümbet medresesi alındı, hikmet-i ilahiye. Böylece O Kümbette bir hizmet başlattı Cenab-ı Hakk, bugünlere kadar geldi. Daha sonra İstanbul'a cemaatin ısrarıyla 1969'da geldik.

… Demirci Hocamız merhum Avukat Bekir Berk ile ilgili de şunları söyledi, sohbetimizde; "Hakikaten, Bekir Berk bir mahkemeye girince o mahkeme salonu seminer salonuna dönüyordu. Millet toplanmış, Bekir Berk müdafaa yapıyor. O Yavuzun atı gibi şahlanıyor. Karşısındakiler böcek gibi küçülüyor ve Risalelere dikkat çekiliyordu… Böyle böyle çoğaldı…

Not: Bu mülakatımızdan bir sene geçmeden Demirci Hocaefendi Mevla'ya kavuştu. Garık-ı Rahmet olsun..

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

halıs kufrevı, 2007-11-08 08:50:00

ınsanları boyle buyuk zatların hayatlarıyla bılgılendırdıgınız ıcın teşekuru eder bılgılerınızın devamının gelmesı dılegıyle ALLAH a emanet olun

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

metin atmaca, 2006-10-14 21:09:17

tesekurler guzel bir yazı olmuş devamını bekleriz

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Furkan, 2006-07-04 18:56:55

Ömer bey, Osman hocamız vefat edeli neredeyse 2 sene oluyor. Allah rahmet eylesin..

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Ömer Ayhan, 2006-07-02 17:14:44

Osman Hocam'a Allah(CC) hayırlı uzun ömürler versin ki dünyaya ışık saçan, kıymetine ölçü biçilemeyecek İslamın medarı bir zattır

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Cihan YILDIZ, 2006-10-22 22:13:05

selam aleyküm... öncelikle bu yazınız için Çok teşekkür ederim Allah razı olsun ... senelerdir Muhammed Küfrevi Hazretlerinin hayatını arıyorum ama hiç bir bilgi bulamadım birkaç ufak not hariç... birincisi Bediüzzaman hazretlerine ders vermiş olması ikincisi de Alvarlı efe hazretleri ve babasının onun hizmetinde bulunmasın... sizden riacam Allah rızası için Muhammed kürevinin hayatını yayınlamanız... tekrar hayrlı günler Allaha emanet olun selam aleyküm...

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

İbrahim, 2005-12-27 14:11:01

Allah Osman hocama merhamet buyursun. onu çok sevmiştik..

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN MUŞ’UN NOK KÖYÜNDE BİR GECE MİSAFİRLİĞİ

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’IN MUŞ’UN NOK KÖYÜNDE BİR GECE MİSAFİRLİĞİ

Emekli müftülerimizden Seyda Fehmi Türkmen Hocaefendi, 21.04. 2019 Pazar günü kendilerini evind

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-2

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-2

Sonra tekrar Van’dan Bitlis’e geldi. Onun hayatının geniş şekli yazılıdır.(bkz. Tarihçe-

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-1

ŞEYH ASIM EFENDİ’NİN KALEMİNDEN BEDİÜZZAMAN-1

Değerli ziyaretçilerimiz! Yeni bir hizmetimizi sizlere arz etmekle mesruruz. Geçen günlerde değ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

BEDİÜZZAMAN’IN ŞAM HUTBESİ VE MUHADDİS ŞEYH BEDREDDİN EL HASENİ

Merhum Ali Uçar Bey bir sohbetinde anlatıyor; “Ali Sert Hocamdan dinlediğim şu hatırayı, Kon

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

CAFER ÇİM AĞABEY’İN HATIRALARI

Takdim Kıymetli ziyaretçilerimiz, edep, nezaket, tevazu timsali çok kıymetli bir insan-ı kâmi

BİR AVUKATIN HATIRALARI

BİR AVUKATIN HATIRALARI

Kıymetli ziyaretçilerimiz, aşağıda nakledeceğimiz hatıralar, Mutlakıyet, Meşrutiyet, Cumhu

SAİD HALİM PAŞA VE BEDİÜZZAMAN'LA İLGİLİ BİR HATIRA

SAİD HALİM PAŞA VE BEDİÜZZAMAN'LA İLGİLİ BİR HATIRA

Güngörmüş, gün geçirmiş zatların yanında insanın ya bir not defteri olmalı veya bir kayı

SUNGUR AĞABEY’DEN AHMED FEYZİ KUL AĞABEY İLE ALAKALI ANILAR

SUNGUR AĞABEY’DEN AHMED FEYZİ KUL AĞABEY İLE ALAKALI ANILAR

Sungur Ağabey anlatıyor: ‘Ahmet Feyzi Ağabey hapiste iyice hırslanmış, Temyiz’e layiha ya

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’I AĞLATAN RÜYA

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’I AĞLATAN RÜYA

Hafız Rıza Çöllüoğlu, değerli bir büyüğümüz. Muradiye Vakfının kurucularından olan Ho

MOLLA VAHDEDDİN KÜFREVİ’DEN HATIRALAR

MOLLA VAHDEDDİN KÜFREVİ’DEN HATIRALAR

Şeyh Muhammed Küfrevi hazretlerinin torunlarından Vahdettin Küfrevi Efendi'nin hatıraları

TAHİR BÜYÜKKÖRÜKÇÜ HOCAEFENDİ VE BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ

TAHİR BÜYÜKKÖRÜKÇÜ HOCAEFENDİ VE BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ

Abdurahman Büyükkörükçü hocamızla 29.06.2011 tarihinde Konya Erenköy’deki evlerinde kısa

Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.

SAFF, 3

GÜNÜN HADİSİ

Hiç bir vâli yoktur ki, o, müslüman ahâli üzerinde icrâ-yı velâyet ederken zulüm ederek ölür, muhakkak Allah Cennet kokusunu ona haram kılacaktır.

Ma'kıl İbn-i Yesâr (r.a)'dan rivayet olunur.

TARİHTE BU HAFTA

*Genç Osman'ın Yedikule'de Şehid Edilmesi (20 Mayıs 1622) *İbn-i Sina'nın Vefatı(21 Mayıs 1037) *Dandanakan Zaferi (23 Mayıs 1040) *Necip Fazıl'ın Vefatı (25 Mayıs 1983)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI