Cevaplar.Org

ULEMANIN GÖZÜYLE SÜLEYMAN HİLMİ TUNAHAN HAZRETLERİ


Salih Okur

nedevideobendi@gmail.com

2002-02-12 22:18:32

Üstad Bediüzzaman Said Nursi

Süleyman Efendi'nin yakın talebelerinden merhum Mehmed Emre Hocaefendi anlatıyor: 'Sivrihisar'da vazifeye başladığım sırada ziyaretime gelen Emirdağ Müftüsü Mehmet Oral'a iade-i ziyarette bulunmak üzere Emirdağ'a gitmiştim. Bahsi geçen zat beni birkaç gün misafir etti. Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin bu ilçede bulunduğunu öğrenince Kur'an Kursu öğreticisi Hafız İbrahim ile birlikte üstadı ziyarete gittik. Bu muhterem zatın ikamet ettiği ev, Kur'an Kursu'nun tam karşısındaydı. Sokak kapısından içeri girince elle yazılmış bir kâğıdın kapısının arkasına raptedildiğini gördüm. Ve merak saikasıyla yaklaşıp okudum. Üstadın ifadesiyle kaleme alınmış bulunan yazıda şöyle deniyordu: 'Ben yaşlı ve hasta bir Said'im. Beni ziyaret etmek isteyenler kitaplarımı okusunlar. Böylece daha çok istifade ederler.'

Üstad Hazretlerinin hizmetinde bulunan Zübeyr, bizi görünce aşağı indi ve maksadımızı öğrenince kapının arasındaki kâğıdı gösterdi. Ben 'O yazıyı siz gelmeden önce okudum. Buna rağmen ziyaret etmek istiyorum. Kabul etmezlerse geri gideriz' dedim. Yukarıya gidip geldi ve üstadın huzuruna kabul edileceğimizi haber verdi, sevindim.

Odadan içeri girdiğimizde üstad, oturmakta bulunduğu karyolanın üzerinde iki dizi üzerine gelerek boynuma sarıldı. Ben de elini öpüp oturdum. Said Nursi hazretleri kendine mahsus şivesiyle; 'Müftü deyince yaşlı, ihtiyar bir kimse tasavvur ediyordum. Sen gençmişsin. Kimde okudun?' dedi. Ben: 'Süleyman Efendi hazretlerinde' cevabını verdim. Bunun üzerine; Üstad, 'Ben kendini görmemişem. Fakat manen tanırım. Ulema-is sû İslam dininin şerefini ayak altına düşürdüler. Fakat o bunu minarenin şerefesi gibi yükseltti. Onu ve talebelerini okuduğum evradın sevabına ortak kılıyorum.' dedi.

Pırıl pırıl parlayan gözleri, zekâsındaki fevkaladeliği yansıtmaktaydı. Bakışlarındaki maveralara uzanan bir ruh hasleti müşahede olunuyordu. Kemalatını aynelyakin müşahede ederek yarım saat kadar huzurunda bulunduktan sonra duasını ve müsaadesini talep ederek ayrıldım.' (Mehmed Emre-Hatıralarım. s:55-56-Erhan yay.)

Bediüzzaman'ın talebelerinden Mustafa Sungur şöyle bir hatıra nakletmektedir: '16 Eylül 1959 tarihiydi. Bediüzzaman Hazretleri aniden şiddetle rahatsız oldu. Bu rahatsızlığı üç gün devam etti. Gazete okumadığından ve radyo dinlemediğinden hâl-i âlemden haberi yoktu. Üç gün sonra İstanbul'dan Rüşdü Bey isimli talebesi geldi. Onu görünce hemen ahvâl-i âlemden ve İstanbul'da ne olup bittiğinden sordu. O da 'Üstadım, Süleyman Efendi vefat etti' deyince, üstad birden kalkarak 'Kardeşim, Şeyh Süleyman mı? Şeyh Süleyman mı?' diyerek dikkatle sordu. 'Evet üstadım, Şeyh Süleyman' deyince Bediüzzaman şöyle dedi: 'Kardeşim ne zaman vefat etti?' Bu soruya verilen cevap bizi daha da hayrete düşürmüştü. Zira tam vefat ettiği saat Bediüzzaman hastalanmış ve bu manevi elemi hissetmişti. Bediüzzaman, devamla 'Kardeşim, Allah rahmet eylesin, Allah rahmet eylesin, mübarek veli bir zattı, mühim hizmetler ifa etti. Allah rahmet eylesin.' (Prof.Ahmed Akgündüz-Arşiv belgeleri ışığında Süleyman Hilmi Tunahan-Osav yay.)

Süleyman Efendi'nin bendelerinden Arif Hikmet Köklü beyefendi 14.09.2001'de şu enteresan hatırayı anlatmışlardır; "Bazı kimseler Bediüzzaman Said Nursi aleyhinde neşriyatta bulunuyorlardı. Onların tesirinde kalarak Şeyh Süleyman Efendi hazretlerine "Biz Said Nursi'yi nasıl bileceğiz?" diye sordum. "Bu Bediüzzaman hazretleri Türkiye'de en sevdiğim zattır" dediler. Yanından bir zat çıkıyordu, onu kast ederek "Siz gelmeden önce bir zat gelmişti. Said Nursi hazretlerinin yanından gelmiş ve sohbetinde bulunmuş. Sohbette bizim bahsimiz olmuş. Ayağa kalkarak: "Ne kadar sevap kazanmışsam yarısını Şeyh Süleyman efendiye veriyorum" dediğini bize nakletti. Biz de o zata dedik:"Biz de bu güne kadar sevap ve hayır namına ne kazandı isek hepsini Said Nursi hazretlerine hediye ediyoruz. Bunu kendisine bildirirsiniz." ...Yine Arif beyin nakline göre Süleyman Efendi şöyle buyurmuş: "Said Nursi'ye makamını bizzat Resulullah vermiştir. En yüksek dereceye çıkmıştır. Hz. Allah'ın ilham ettiği şekilde yazacak, onun hizmeti de öyle..."

Değerli âlimlerimizden Abdullah Tekin Hocaefendi, Konyalı bir büyüğümüz. Süleyman Hilmi Tunahan Efendi'den ders görmüş, Konya'nın medar-ı iftiharı Hacı Veyiszade Efendi'nin de yakınında bulunmuş çok tatlı bir insan. Merhum Şahin Yılmaz Hocaefendinin cenazesinde görüştüğümüzde çok güzel şeyler anlattı. Sizlerle paylaşırken, Cenab-ı Hak'dan kalplerimizin birbirine daha sıkı perçinlemesini niyaz ederiz; 'Süleyman Efendi'de 56-59 arası okudum. Çamlıca'da, Bediüzzaman Hazretlerinden zaman zaman bahsedilirdi. 'Eğer Bediüzzaman Hazretlerinin talebeleri ile aranızda bir ihtilaf çıkarırsanız huzur-u ilahide iki elim iki yakanızdadır' derdi.

'Bediüzzaman hazretleri yazmakla, yazdırmakla mükellef..O vazifede istihdam edilmiştir. Biz de tasavvuf yoluyla, selef-i salihinin izinde, işte bu surette hizmetle mükellefiz.'

...Veyiszade Mustafa Kurucu Efendi de üstada karşı son derece bir ihtiramı vardı. Zaman zaman bahsederdi; 'O büyük insan' derdi. Süleyman Efendi de zaman zaman aynı ifadeleri kullanırdı; 'O büyük insan' derdi.

...Biz Topçular'da -Allahu âlem- 300 talebe idik. Süleyman Efendi arasıra bana iltifat ederdi; 'Abdullah, ibadullah' diye. 'Abdullah iki yerden feyz alır. Birisi Bediüzzaaman hazretlerinden, birisi de bizden' derdi.

01.04.2007'de Ümraniye'de Süleyman Hilmi Efendi'nin yakın talebelerinden muhterem Hüseyin Kaplan Hocaefendi ile bir görüşme nasip oldu. Kaplan Hocaefendi çok samimi ve sevecen bir şekilde bizi kabul ettiler. Kendilerine müteşekkiriz. Hocamızı çok sevdim ve şuna bir kere daha kanaat getirdim ki, başka bir meşrebdeki bir meşrebli kendi meşrebimdeki bir meşrebçiden bana daha sevimlidir..

 Bu konuda Hüseyin hocamız şunları anlattılar: 'Biz merhum Süleyman Efendi hazretlerinden ders alırken, yani 1950-59 arası ..O günlerde, o aylarda, o senelerde merhum Said-i Nursi hazretlerinin de mahkemeleri vardı. Sık sık gazetelerde 'Risale-i Nur talebeleri şöyle basıldı, böyle yapıldı' falan diye yazılar çıkıyordu.

Bu arada üstazımızın da mahkemeleri vardı. Onu da bilhassa Cezayir İstiklal Harbi münasebetiyle Yeni Cami'de, Sultanahmet'te cemaate 'Ey Cemaat-i müslimin! Bizim İstiklal harbimizde onlar bizlere yardım ettiler. Biz onlara şimdi yardım edemiyorsak hiç değilse dua edelim. Allah onları da hâlâs eylesin' dediği için, bu ifadeleri için bile mahkemeye verdiler.

Onun da(Süleyman Efendi) mahkemeleri vardı. Mahkemelerde baş, birinci avukatı -Allah rahmet eylesin- Abdurrahman Şeref Laç'dı. Bu zat aynı zamanda Said-i Nursi hazretlerinin avukatı idi. Daha fazla o, bu iki zat arasında söz getirip götürüyordu. İşte bir gün İstanbul'da mahkemesi olması dolayısıyla Said Nursi hazretleri İstanbul'a gelmiş, Sirkeci'de bir otele yerleşmiş, Abdurrahman Şeref Laç ondan haber getirmişti.

 Bunun üzerine Üstazımızın söylediklerini aktarıyorum: 'Selamımızı söyleyin. O İstanbul'da bizim misafirimiz sayılır. Biz onu otel köşelerinde değil, evimizde misafir etmek isteriz. Ancak, malum ve mevcut şartlardan dolayı bunu o da istemez. Onun için, İstanbul'dan gideceği ana kadar her türlü masrafı bize aittir, bizim misafirimizdir' diye haber göndermişti.

 Bir başka zaman yine aynı avukatla bu mevzuyla alakalı konuşulurken şöyle bir şey ricasında bulunmuştu: ' Her güzel topluluğun içerisine sonradan yerli yabancı bazı fitne tohumları atılmaktadır. Bu itibarla, bu topluluğun da böyle bir şeye maruz kalmaması için kendisinden sonra ana meseleleri gayet açık seçik, tereddüde mahal bırakmayacak şekilde, kendisinden sonrakilerin nelere nasıl inanacaklarını beyan eden bir kitap yazsa. Endişe ederim bir tefrika meydana gelir. Bunlara mahal bırakmayacak şekilde -o bunu nasıl yapacağını çok iyi bilir- bir eser yazsa' diye böyle bir ricada bulunmuştu.

M.Fethullah Gülen Hocaefendi:

Hocaefendi bir makalesinde Süleyman Efendi için şunları yazmaktadır: "Silistre'de soylu bir ailenin çocuğu.. Hoca oğlu hoca.. Rûhî zenginliğini İstanbul âfâkının irfanıyla kıvamına getirince, ciddî bir vefa hissiyle maskat-i re'si olan beldeyi müderrislikle kucaklar. Onunla alâkalı derin bir beklenti içinde bulunan aile fertleri, etrafını saran talebe, dost ve kardeşlerinin sadâkat ve vefâsında onun misyonunu ve yarınlarını görür, talihlerine tebessümler yağdırırlar.

Süleyman Efendi, aksiyonu önde, eşine ender rastlanır yorulma bilmeyen bir mücâhede insanıdır. Hayatı boyunca, ehl-i sünnet ve'l-cemaat düşüncesinin sadık ve kararlı bir müdâfii olarak yaşamış.. dinî duygu ve dinî düşüncenin üst üste sarsıntılar yasadığı bir dönemde "sath-ı mücadele" demiş; dinî düşünce ve tarih şuurunu bir kanaviçe gibi kullanarak, ruhumuzun dantelsini örmüş.. bir baştan bir başa ülkenin her yanında açtığı kurslar, yurtlar ve pansiyonlarla gönüllerimize varlığımızın esaslarını duyurmaya çalışmış.. ruhların ve ruhânilerin tayerân ettiği âleme yürüyeceği âna kadar da, bu misyonunu edadan geri durmamıştır.. Ben, şu birkaç satırla bu büyük hareket adamını anlatma iddiasında değilim; olamam da. Bu kadar az bir zaman içinde, Edirne'den Ardahan'a kadar, ülkenin her yanını, hem de engellemelere rağmen, ilim ve irfanla bezeyen bir ruh ve mânâ insanını anlatmak, değil birkaç paragrafla, mücellitleri bile aşan bir mevzudur.(Ruhumuzun Heykelini Dikerken adlı eserinden)

Hocaefendi, İzmir'de 1970'li yıllarda yaptığı bir sohbetinde bir soru münasebetiyle Süleyman Efendi'den şöyle bahsetmektedir:"Benim bildiğim bir şey var, Türkiye'nin en ücra yerlerine, en ücra köylerine, dere dibindeki nahiyelerine, beldelerine, karyelerine kadar bu memleketin karanlık gecesinde bir tek şafağın çakmadığı günlerde, Süleyman Efendi merhumun talebeleri gitti, Kur'an Kursu açtı, vatan evladına Kur'an öğrettiler. İmam hatip yoktu, enstitü de yoktu, başka dini müessese de yoktu, İlahiyat da bir tane adam çıkarmıyordu. Müftü oldu, vaiz oldu, imam oldu, Kur'an Kursu muallimi oldu bu işin bir yönüydü, böyle bir sâyi hafife almak bir mümin için caiz değildir.. Ama sen daha makul, daha sistemli, devrin dönen çarklarına daha muvafık bir hizmet şekli biliyorsan, çık Allah rızası için hizmet et, seni de ileride gelecek nesiller hizmetinle alkışlasın, dualarıyla yâd etsinler. Fakat hizmet etmiş, görünüşü itibarıyla büyük işler yapmış kimselerin tan ve teşniini açık-kapalı ifade ve işmam eder şeylerden içtinap etmek lazım. Hususiyle büyük hayırlara medar olmuş kimseleri yapacağımız şey, sadece hayırla yâd etmektir, içimizi aşamıyorsak en azından hayırla yad etmektir.

Saniyen, benim hayranı olduğum bir husus var, bunu da belki elli defa nakletmişim. İnsanlık tarihinde diyorum, Aleyhissalatu vesselamdan sonra, aksiyoner olarak gördüğüm bir-iki şahıs var, bir tanesi de Tuna boylu Süleyman Hilmi Efendidir. Başka hususlarını nakletmeyeyim. Ama bir aksiyoner görmek istiyorsanız ona bakacaksınız.'

Mehmed Kırkıncı Hocaefendi

"Bu zat daha ne yapsın ki? Almanya'da ve yurtta her vilayette bu kadar Kur'an kursları var. Her çocuğu Kuran'a bağladı. Arapçayı sevdirdi. Tedrisatı sevdirdi. Bu kadar insanın kalbini Kuran'a bağlamak Hilmi Tunahan'a nasip oldu. Allah ondan razı olsun.(Aksiyon Dergisi-sayı- 37)

Mehmed Kırkıncı Hoca, dersiamlardan Dursun Efendi'nin Süleyman Efendi hakkındaki bir sözünü de şöyle anlatmaktadır: '1970'li yıllarda dersiamlardan ve Mahmud Efendi'nin hocası olan Of'lu Hacı Dursun Efendi, Erzurum'daki Kümbet Medresemizi ziyaret etmişti. Her yönüyle büyük bir alim olan Dursun Efendi'ye herkesi sordum ve o da anlattı. Mesele Silistre'li Süleyman Efendi'ye gelince, aynen şu cümleleri söyledi: 'Süleyman Efendi de dersiamdır; ancak o Allah'ın hususi bir inayet ve ihsanına mazhardır ve akranlarından farklı bir simadır. Başından beri onun böyle olduğunu hissediyorduk.'(Ahmed Akgündüz.age.)

 

Bu yazıya yorum yazın


Not: Yanında (*) işareti olanlar zorunlu alanlardır.

Bu yazıya gelen yorumlar.

lutfiye yazici kucuk, 2014-09-18 12:22:12

hak serleri hayr eyler zannetmeki gayr eyler bizi birbirimizlemi tuketmek istiyorlar yoksa hz yusuf kardesi bunyamini yaninda tutmak icin kuşak hikayesi vardir itham altinda birakmisti bunu gibimi bilemiyorum ama fikirleri bir araya getirmek oyle kolay degil ama muminler birbirlerinin velisidirler asla ayri kutup degildirler unutulmamalidir allah asiriklari giderendir dusmanliklarisevgiyle dostlukla onarandir la havle vela kuvvete illa biillahil aliyyil azim vesselam

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

mustafa çetin, 2014-05-03 12:28:15

Rabbim süleyman hilmi tunahan hazretleri ve bediüzzaman hz gibi birligimizin daim İslam sancagnn hiç inmeyecegi yarnlar için gencimizin toparlanıp sağına soluna bakması dileğiyle allahm rahmet eylesin bu dünyada görmedk öbür alem de aynı sancak altında toplanmak dilegiy le inşallah...

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Eymen Akça, 2013-11-27 06:55:22

Bu uhuvveti teyid eden bir rüya-yı sâdıka... Arkadaşlarımızdan birisi 3-4 sene önce rüyasında Üstad Bediüzzaman Said Nursi Hz.lerini, Üstaz Süleyman Hilmi Tunahan Hz.lerini ve Gönenli Mehmed Efendi Hz.lerini tek bir vücud halinde görmüş. " Biz uhuvveti, kardeşliği yaşadık " demişler. Allahu Teala, Kur'ana hizmet eden bütün kardeşlerimizden ebediyyen razı olsun. Hizmetlerini daim eylesin. İhlaslarını kaim eylesin. İki cihanda bizi birbirimizden ayırmasın.Âmin. selam ve hürmetlerimle Eymen

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Mustafa Birgez, 2013-11-26 09:48:43

Allah Süleyman Hilmi Tunahan Hz. ve Said Nursi Hz. razı ve müesser olsun bizleri omnların nazarından ayırmasın inşaallah bizleri o zattlara hakiki evlat peygamberimize hakiki ümmet olmayı nasibi müesser eylesin inşaallah... inşaallah cennette onlara komşu olmayı nasip eder Allah (c.c)

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

ali, 2013-09-15 15:47:08

Ecrin kardeş tabi ki bursa sinirlari içerisinde onlarca kurs ve yurtlar var. Hala bulamadiysan tekrar buraya yaşarsın ben yardımcı olmaya çalışırım ..

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Ecrin, 2013-08-30 16:30:18

Arkadaşlar merhaba Süleyman Hilmi Tunahan Hz. Lerinin cematine katılmak istiyorum bu yolda ilim öğreten kurslar bursa\\\' da varmı bilen varsa yada admin yardımcı olurmusunuz. Şimdiden Allah CC sizden razı olsun.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

kevser, 2013-04-19 07:27:19

Hz Allah üstazımızdan Razi olsun o dönemde o zorlukta islamı yaymak zor ama Üstazımız bunu başardı ve şimdi ilim yuvaları var Allah Razi olsun din için yaptığı şeylerden kendinden

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Eren Bilaly, 2013-04-13 17:53:26

Allah razı olsun üstazım (Süleyman Hilmi Tunahan) dan cumhuriyet döneminden bu günlere Kur'an a , sünnete hizemette bulundu..ve ne büyük ihsandır ki önce Allah ın izniyle bizi yurtlarına kabul buyurdu...Said Nursi den de Allah razı olsun..Kelamullaha oda hizmet etti..

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Mustafa Simsek, 2012-09-02 18:42:27

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri Süleyman Efendiyi severler ve takdir ederlerdi. Zaten bu gibi yüksek ve hayırlı zatlar birbirinin hizmet kardeşidir. Meşrebler ve metodlar farklı olsa da gaye birdir: İmana, İslâm’a, Kur’ân’a, Sünnet’e, Şeriat’a, fıkha, ahlâk-ı İslâmiyeye hizmet etmek, insanların imanlarını ve ebedî mutluluklarını kurtarmak. Silistreli Şeyh Süleyman Hilmi Tunahan, Bediüzzaman Said Nursi gibi iman ve İslâm kahramanlarına düşmanlık eden, onların aleyhlerinde konuşan ve yazan Müslümanları gördükçe çok üzülüyorum. Bindikleri dalı kesiyorlar da haberleri yok. İnsanın en kıymetli varlığı ve değeri imanıdır. İmanı olan, ömrü ölümüne imanla bitişmiş olan herkes en sonunda ebedî mutluluğa nail olacak, Allah’ın rahmet ve keremi ile Cennet’e girecektir. İman için çalışan, imana hizmet eden alimler ve mürşidler ne büyük insanlardır, ne büyük hizmetkârlardır. Böyle büyük zatları sevenler, onların öğütlerini tutanlar inşaallah büyük feyizlere ve fevzlere ulaşacak

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Ferhat, 2012-07-18 13:42:03

Allah Süleyman Hilmi Tunahan hazretleri ve Said-i Nursi Hazretlerinden razı olsun. Cumhuriyet döneminde adi C*P'ye karşı bir gövde, siper olup Allah'ın kelmaını yaymışlardır. İkisine de saygım sonsuzdur.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Murat Akbulut, 2010-12-19 13:40:59

Allah Son dönem hizmet veren maneviyat büyüklerimizin hepsinden razı olsun. bizleri şefaatlarına nail eylesin.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Ali dereli, 2010-07-11 12:35:13

Allah razi olsun salih efendi bey agabey.Bu konudaki yanlis tutumlara ders niteliginde. Insallah bu yanlis anlamalar sona ermesi dilegiyle

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Gülseli, 2010-05-25 02:03:02

Muhteşem bir konu. Muhteşem yorumlar. Allah razı olsun. Emek vermişsiniz.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

mustafa, 2009-12-20 12:25:22

s a bu yazıyı yzan abilerimizden ALLAH razı olsun.büyüklerimiz böyle iken birbirlerine son derece saygılıiken bir ara ne olmuştuki sanki düşman ALLAH büyüklrimizden razı olsun.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

adem, 2009-12-03 02:52:47

çok güzel bir yazı olmuş ama birazdaha içerikli olsa iyi olur

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

serdar, 2008-11-27 15:22:18

Hiç şüphesiz 2 büyük zat hakkında bizim görüş bildirmemiz haddimize bile deildir. Allah razı olsun ki Allah için insanlığa hizmet edenlerden...

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Ali feyyaz, 2008-06-08 06:51:59

oh ne güzel be! şuan iki gramcık imanımız varsa bu iki büyük zata borçluyuz. onların hizmetine akıl-sır erermi hiç! ALLAH bizede bu büyük zat'lar gibi hizmet etme gücü versin. AMİN

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Kıtmir-i Kadiri, 2008-02-24 11:39:14

Hey MaaşALLAH be iki Velinin birbirlerine olan muhabbetlerinin güzelliğine bakın.. Ellerine sağlık kardeş..

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

harun çetin, 2007-08-15 02:29:55

ALLAH razı olsun cümle ehl-i sünnet cemaatlerden.Süleyman efendi hazretleri olmasaydı ilm-i islamın itibarı ne olurdu

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

hasan, 2007-06-18 01:51:39

doğrudur anlatılanlar.üstazımız devrin mürşidi kamilidir.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

Sadık VURAL, 2006-03-20 19:18:36

İslam alimleri ve veli zatlar birbirleri hakkında ne kadar güzel sözler söylüyorlar; Hüsn-ü zanda bulunuyorlar. "kardeşinde fani olmak, makamda, mertebede, rutbede ve benzeri konularda kardeşini kendi nefsine tercih etmek" manasına gelen FENA FİL İHVAN düsturunu bizzat yaşayışlarıyla gösteriyorlar. Bu asil davranış, bu peygamber ahlakı, bu Kurani tavır, bizlere örnek ve ibret olsun.

Bu yoruma katılıyor musunuz ?

DİĞER YAZILAR

ŞEYH NESİM KÜFREVİ

ŞEYH NESİM KÜFREVİ

Şeyh Nesim Efendi, Muhammed Küfrevi hazretlerinin torunu ve Şeyh Abdülbaki Efendi’nin büyük

ŞEYH ABDÜLBAKİ KÜFREVİ

ŞEYH ABDÜLBAKİ KÜFREVİ

Şeyh Abdülhadi’nin 1914’de vefatından sonra Küfrevi postuna oturan pek muktedir bir mürşid

ŞEYH ÂSIM TUREL HAZRETLERİ

ŞEYH ÂSIM TUREL HAZRETLERİ

Şarkın büyük âlimlerinden, Bediüzzaman’ın da hocası olan Şeyh Fethullah el-Verkânisî’

UŞŞAKİ MEŞAYIHINDAN HÜSEYİN VASSAF EFENDİ-1.Bölüm

UŞŞAKİ MEŞAYIHINDAN HÜSEYİN VASSAF EFENDİ-1.Bölüm

Harf Devriminin hemen öncesinde Preveze’den Bahçesaray’a; Medine-i Münevvere’den Saraybosna

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-4.BÖLÜM

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-4.BÖLÜM

Esad Hocaefendi; Avustralya ‘da geçirdiği günlerin her birini ayrı değerlendirir. Koca

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-3.BÖLÜM

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-3.BÖLÜM

1980’ler Türkiye’de İslami hareketin hızla geliştiği, Müslümanların hizmetlerini

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-2.BÖLÜM

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-2.BÖLÜM

Hocaefendi’nin; Mehmed Zahit Efendi Hazretlerinin elinden tutması ile sohbetlere başladığ

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-1.BÖLÜM

PROF. DR. ESAD COŞAN HOCAEFENDİ-1.BÖLÜM

Esad Hocamız; 14 Nisan 1938’de Çanakkale’nin Ayvacık İlçesinin Ahmetçe Köyünde d

MUZAFFER ÖZAK EFENDİ(1916-1985)-3.Bölüm

MUZAFFER ÖZAK EFENDİ(1916-1985)-3.Bölüm

Muzaffer Efendi’nin irşad halkası genişledikçe, hizmetleri de genişler. Tam bir aksiyon adam

MUZAFFER ÖZAK EFENDİ(1916-1985)-2.Bölüm

MUZAFFER ÖZAK EFENDİ(1916-1985)-2.Bölüm

İbrahim Fahreddin Efendi’ye intisap eden Muzaffer Efendi’nin hali gün be gün değişi

İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmî delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alay etmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rüsvay edici bir azap vardır.

Lokman,6

GÜNÜN HADİSİ

Hayâ îmândandır.

Abdullâh b. Ömer (r.a)'dan

TARİHTE BU HAFTA

*Uyvar Kalesi Fethedildi.(24 Eylül 1663) *Niğbolu Savaşaı Kazanıldı.(25 Eylül 1396) *Birinci Viyana Kuşatması(27 Eylül 1529) *Preveze Deniz Zaferi(28 Eylül 1538) *Demokrat Parti Kapatıldı(29 Eylül 1960)

ANKET

Sitemizle nasıl tanıştınız?

Yükleniyor...

SİTE HARİTASI